Gönlümde sen olsaydın ancak o zaman inanırdım,
aydınlığın varlığına.

 

Kendimle baş başa kalamadığım zamanlarda yalnızlık için stabilize bir koşuya dalıyorum ta ki zirveye ulaşana dek. Tüm büyük lafları bir gözyaşı kümesinde bir bir bozuyorum. Heyecanıma yenik düşüp dans etmişliğim bile var, komşuları aldırmadan.

Yaşım geçiyor,
içim geçmiyor. Buz gibi bir karanlıktan halka açık dergahlara misal veriyorum. Körpe de olsam kuytu da kalsam; yara bere için de kor ateşlerde bile, tekrar tekrar hiç düşünmeden
aşık oluyorum.

Bir fotoğraf, ya da birden fazlalar. Bir kaç video, en güzel gülüşün, yarım yamalak. Hiç duymadığın bir ses, binlerce hayali frekans. Hiç dokunmadığın bir ten, cevâhir
kadar parlak bir çift göz. Belki iri, büyük ellerin. Tüm rüyaların, derin derin sana bakışları kadar sıcak. Öyle uzak ve yakınız aslında.

Herhangi biri. Milyonların ve hatta milyarların içinde.

Hiç tanımadığın birinin çerçevesinde resmin. Kendi hasreti gibi, beklemek gibi.

Hasretinden ölmedim ama bir gün geleceksin diye en güzel kıyafetlerimi uçurtmalara bağladım. Aynı sokağı yarılamadık
ama ben yarı yolda kalma diye aynı şarkıyı dinledim. Üşürsek diye en sevdiğin yemekleri düşündüm. Bir sabah yan yana duran ayakkabıların renklerini düşündüm. Çayı şekersiz içersin diye sıcacık kahve gibi uyandım. Sevdiğin ne varsa sevdiklerime karıştırdım. Hiç nefesini dinlemedim ama göğsünde uyuyakaldım; hiç bilmediğim bir yıldızın üzerinde.

Ne zaman geçer bu geçici platonik lades bilmem ama dilini dinini ırkını bile bilmediğim kavganın romantik dansını
seyrediyorum sensiz zamanlarda.

Sevmediğin bir şarkıyı sırf ben gülümsüyorum diye başını sallarken seveceğim seni. Saat çok erken diye tekrar uyumayı düşündüğün o küçücük dakikalarda aşık olacağım sana. Gezdiğin toprakların, dağların dumanında bile el tutmaktan çekineceğiz. Derdine ortak olacağım derken kuşlar kadar özgür kahkaha atarken uçuracağım o balonları. Seni dinlerken sarılacağım beklediğim tüm zamanların anısına. Karalar bağlayacağım tüm umutsuzluklarına.

Sen gelirken vereceğim sana söylemek istediğim tüm güzel hediyeleri. İnsanları birbirinden beraber ayırıp, söylediğimiz türkülere bölüştüreceksin; ekmek gibi. Mavi, sarı ya da kırmızı seveceksin sen
de beni. Yalnız tertemiz sevdanın kanadında ki kuş hatırına.

Bulut kadar uzak beklemek seni, tüm şehirlerde. Kahve kadar sıcak koklamak seni, en yalan darda bile.

Azapta beklemek gibi, öyle cesur ve korkak.
Cenneti istemek gibi; günah masasında, öyle imkansız.
Bir soluk istemek kadar arsızca, dünyanın sonu gelmiş gibi. Ölmüş gibi yaşatacağım seni rengi ne olursa olsun dünyanın.

Dağlara ve gökyüzüne aynı semada kardeş gibi. Balıklarına sevdalı bir balıkçı kadar bile olsa, seveceksin bir gün; en azından görmeyi.

9 yorum

Leave a Response

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
%d blogcu bunu beğendi: