ŞİİR DOSYASI

by

Herkese merhabalar. Hali hazırda blog yazıyorken hayatımın “en” lerini de bir çatı altında toplamalıyım dedim veee… Evet! Böyle bir girişimde bulundum. Nedir bu girişim? Hepimizin hayatında az ya da çok, her konuda “en”ler vardır. Ben de bu en’lerimi yeniden keşfetmek ve burada sizlerle paylaşmak istedim. Bu dosyanın ilkini şiir için açıyorum ancak şiirleri bir seferde toplamam mümkün değil.  Biraz kronolojik olarak ele almak istedim. Karar vermek zor oldu ancak ilk 10’u da bu şekilde toparladım!

Buraya yazacağım şiirleri muhtemelen daha önce duydunuz ve okudunuz ancak yine de karşılaşmamış olanlar ve şu an tekrar karşılaştığı için mutlu olacaklar adına umarım zevkli bir okuma olur.

  1. Öncelikle Küçük İskender ile başlamak istiyorum. Neden? Çünkü kendisi beni şiire alıştıran kişidir. Bundan seneler öncesinde çok daha popülerdi, bilirsiniz… Facebook profillerine yazılırdı o zamanlar. Şimdi unuttular tabii. Ben unutmadım! Hala zaman aşımına uğramamış şiirleri vardır ve gerçekten bana her okuduğumda yeni şeyler öğretir. Ben en beğendiğim şiirlerinden birinin bir kısmını yazıyorum.

Tamamını okumak için: https://www.antoloji.com/bir-nedeni-yok-yalnizca-optum-siiri/

BİR NEDENİ YOK YALNIZCA ÖPTÜM

Dünyanın en uzun gecesi 21 aralık değil, beni terk ettiğin gecedir.

Beni üzdüğün, yorduğun, yıprattığın gecedir.

Bir kabahat mi gerçekten kendi dışında birine hayranlık beslemek?

Gerçekten kırıyorsun beni,

Bir nedeni yok, yalnızca öptüm.

2. Sıradaki isim: Orhan Veli. Açıkçası kendisiyle bir duygusal bağım yok ancak edebiyat tarihimizde çok önemli bir yere sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. Ben de zihnimde yer etmiş bu şiirini paylaşmadan geçemeyecektim. “İstanbul’u Dinliyorum” şiiri ile “Anlatamıyorum” şiiri her zaman kapışır. Benim ruh halimi farklı zamanlarda bile bu kadar güzel anlatabildiği için benim tercihim:

ANLATAMIYORUM

Ağlasam sesimi duyar mısınız,

Mısralarımda;

Dokunabilir misiniz,

Gözyaşlarıma, ellerinizle?

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;

Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum.

  1. Gelelim Göğe Bakma Durağı’na ve Turgut Uyar’a… Çok fazla tanımadığım zamanlarda beğendiğim her şiir Turgut Uyar’a çıkıyordu. Şimdilerde bazı şiirler, şarkılar, filmler yahut her ne varsa popüler olduktan sonra eski tadını vermemeye başlıyor. Maalesef. Ancak benim çok eski keşfettiğim bir şiir olarak uyuyamadığım gecelerde aklıma ilk gelen mısrasını ve İrem Candar’ın yorumladığı şarkıyı da buraya bırakıyorum.

Dinlemek için: https://www.youtube.com/watch?v=1hCGm5TzlJg

Tamamını okumak için: http://www.siirpenceresi.com/poetikmetinler/bakiasilturk2.htm

GÖĞE BAKMA DURAĞI

Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım

İnecek var deriz otobüs durur ineriz

Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya

Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum

Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun

Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam

Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım

Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda

Beni bırak göğe bakalım.

Ayrıca bir bonus ekleyerek Turgut Uyar’dan bu muhteşem alıntıyı da yazmak istiyorum:

Ne o beni kandırmıştı.

Ne ben onu baştan çıkarmıştım.

İkimiz de bildiklerimizin ötesine, bulduklarımızın üstüne çıkmak istemiştik.

Bir noksanlığı var sanıyorduk bütün olanların belki.

Ama aslında bütünlüklerimize bahaneydik.

  1. İşte hayatımın kadını: Umay UMAY. En büyük İYİ Kİ sebebim. Onu anlatmak için başlı başına bir yazı yazmam gerek aslında. Bir gece tanıdım onu. Ardı ardına şiirlerini okudum, ardı ardına dinledim, ardı ardına yazdım. Asla unutmam. O gün başladım aslında yazmaya, o gün tam anlamıyla ben oldum ve o gün gerçek ilhamımı buldum. Bu güne kadar ve bu günden sonrasına… Burada onu gerçekten milyonlarca şekilde ifade edebilirim ancak şimdilik o gece beni en derinden etkileyen ve daha sonrasından kitaplarını alarak defalarca okuduğum satırları yazacağım:

VEDA BUSESİ

 “Saçlarınla oynayacağım, dudaklarımı çenene dayayacağım ve bana sarılacağın bir gece için “beklediğim tüm sabahlar sen ol” diye yalvaracağım. Kendimi yok ederken bir yalanı yaşattığımı bilerek, sonuna kadar! Neye içimdeki kızgınlık? İnan kölesi olabilirim gözlerime saldığın derinliğin…”

“Acımasızlığını son patikada bırakmıştın, durgun bir nehir için her şeyi unutmayı seçtin. Bir gün sadece seni öpmeyi unuttuğum için geri döneceğim. Sana devrim için söylenmiş en güzel şarkıları söylemek için. Şaşırıp yine acımasız ve çocuk olacaksın…”

Umay’ın da dediği gibi; bitti ama bitmedi.

  1. Tam burada Afilli Filintalar var… Emrah Serbes Hakkında herhangi bir fikir beyan etmeyeceğim. En sevdiğin şiir diye sorulduğunda aklıma ilk gelenlerden biridir. Hala ezberimde ve gerçekten her seferinde beni çok etkiliyor. Uzun uzun yazmak isterdim ama ben en sevdiğim bölümünü paylaşacağım. Sevenler buyursun.

Tamamını okumak için: http://www.afilifilintalar.com/filintanin-not-defteri-madde-18-sen-gittin-ve-herkes-olmeye-basladi

SEN GİTTİN VE HERKES ÖLMEYE BAŞLADI

Birleşince kısa devre yapan parmak uçlarımız öldü önce. Sonra yeşil öldü benim için sonra kahverengi. Sonra ilk öpüştüğümüz yeri kalbinden bıçakladılar. On iki yıl geçti susmak ne kısaymış. Sen böyle ne güzel sonsuza kadar susalım diyorsun. Sonsuzluk bir gün herkesle konuşur sevgilim bunu da biliyorsun. Sen gittin ve herkes ölmeye başladı.

  1. Sırada Palyaço… Belki biliyorsunuzdur bu şiiri yazan şair “anonim” maalesef. Keşke tanıyor olabilseydik kimin yazdığını. Şiirin Turgut Uyar’a ait olduğu söylentileri vardı ancak oğlu bunun doğru olmadığını açıklamıştır. Açıkçası zaten şairlerden bağımsız bir şiir dosyası olmasına özen gösteriyorum. O nedenle biz şiirin güzelliğine baksak yeterli sanırım. Benim için gerçekten özel bir yeri olan bu şiirin hangi kısmını paylaşacağım konusunda çok kararsız kaldım, hiç bölmek istemiyorum ancak siz yine de linke tıklayarak okuyabilirsiniz. 🙂

Tamamını okumak için: http://turgutuyar.blogcu.com/palyaco/487716

Ayrıca Osman Sonant’tan dinleyerek okumak isterseniz: https://www.youtube.com/watch?v=4Yqej8NRKpc

Muhtemelen “yazmasam ağlayacaktım” sözüyle aşina olduğunuz şiir:

PALYAÇO

Kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
Kaç kilo çekerdi yalnızlık
Kaç kere ezildim altında
Yaz yağmurlarının

Belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
Her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
Hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

Kim sevmezdi çiçekleri filan
”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi

Bunu palyaço söyledi,
Palyaço söyledi ben yazdım
Yazdım, yazmasam ağlayacaktım

Herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
Sırf bu yüzden mi ağladım
Alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz

Biraz birazdım her şeyden
Dün biraz sinirlenmiştim mesela
Yarın bir kadını seveceğim biraz

Biraz biraz kör oldum bügünlerde

Ama rakı kadehlerini boşaltmayın
Eksilmesin hiçbir şey
Hİçbir şeyden dahi olsa
Kalsın biraz…

  1. Böyle bir dosyada Cemal Süreya’ya yer vermeseydim utanç verici olurdu. Tabii herkes seviyor diye bir şey yok ancak çoğumuzun sevdiği bir gerçek. Hangi şiiri sizi daha çok etkiler bilemiyorum. “Üvercinka, Sevgilim Ben Şimdi, İşte Tam Bu Saatlerinde, 8.10 Vapuru…” derken çoğaltabiliriz. Ben, benim için geçmişten bu yana en anlamlı olan şiirini paylaşacağım:

Tamamını okumak için: http://siir.sitesi.web.tr/cemal-sureya/biliyorum-sana-giden.html

BİLİYORUM SANA GİDEN

Biliyorum sana giden yollar kapalı
Üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni

Ne kadar yakından ve arada uçurum;
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli

Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini…

  1. Umay Umay’dan sonra en sevdiğim kadın şairlerden biridir Sinem Sal. 2014 senesinde kitabının fotoğrafını instagramda paylaştığımda “iyi gelsin kalbinize…” demişti. İnanın iyi geliyor. Eğer yazdıklarıyla henüz tanışmadıysanız, mutlaka tanışın derim.  Ekşi Sözlük’te okuduğuma göre imza gününde bir okurunun kitabına “aynı yerlerin altını çizdiğin insanlarla ol, hep!” notunu düşmüştür. Ben de bu güzel temenni için “Yine de Amin” kitabından altını çizdiğim birkaç cümleyi buraya yazıyorum:

YİNE DE AMİN

“En azından

Otobanda hızla giderken

Ters istikametten ve aynı şeritte

Birbirine çarpan iki araba

Olsaydık keşke.”

 

“Sanki bedenimin içinde mehteran kalbim

Şu hayatta en çok

Sabrımı zorlamadığına gücendim.

Bizim için yalnız şunu dileyebilirdim

İki farklı dilde seninle

Aynı anlama gelseydik

Keşke”

 

“Aşk çoğu zaman şunu öğretiyor,

Burada kötü birinin kalbi var.

Bazen de bunu öğretiyor,

Burada birinin kalbi yok.

Olmayacaksa da dinleyin

Belki kurtulamayacağız ama

Yine de

Amin. ”

 

“…dedim

Sakince gelince peşimden

Çünkü kalbim dayanıklıdır bilinmeyene

Dediler

Kalbiniz olmasaydı

Daha çok dayanırdınız.”

9.      Ah Muhsin Ünlü sevenimiz çok, biliyorum. Özellikle son yıllarda herkes okuyor galiba. Herkesin yeterince anlayabildiğini pek sanmıyorum ama olsun okumak da güzel elbet…  Bilmeyenler için geçen sene patlayan “Bağzıları/Zaten Kırılmış Bir Kızsın” adlı şarkıda da “yaşasın! ne kadar da ideolojik yaklaşıyoruz birbirimize”  şiirinin bir kısmı yer alıyor.

Dinlemek isteyenler için: https://www.youtube.com/watch?v=mc_GIqu2Qio

Tamamını okumak için: https://www.antoloji.com/yasasin-ne-kadar-da-ideolojik-yaklasiyoruz-birbirimize-siiri/

YAŞASIN! NE KADAR DA İDEOLOJİK YAKLAŞIYORUZ BİRBİRİMİZE

“ayakkabılarını kapımın önünde görmeyi istiyorum
çünkü bu,
seni seviyorum içine nal salmak demektir.
ve hareketinin bana durduğunu akla uydurur.
oysa seni sevmem toplumu meşru kılar
ve gitmen beni dile indirger sevgilim.
zaten kırılmış bir kızsın şimdi dövülmüş bir av…”

Benim kendisiyle tanışmamı sağlayan cümleyi de eklemeden geçemeyeceğim. Zamanında üzerine çokça düşünmüş ve hayran kalmıştım: “ah o gemide ben de olsaydım” şiirinden:

“…ve diyelim ki humeyni’yi de seviyorum jack daniel’ı da…”

Tamamını okumak için: https://www.antoloji.com/ah-o-gemide-ben-de-olsaydim-siiri/

  1. On numarada on numara biri var: Kemal Hamamcıoğlu (iğrenç espiri yeteneğimi de burada tescillemiş olduk!) Kemal Hamamcıoğlu günümüz şiiri için bir devrim niteliğindedir. Aslında belki başkalarının da aklına gelmiş bir fikri kendisi hayata geçirmiştir. Çok da güzel olmuştur. Şiirlerini ünlü kişilerin seslendirmesiyle buluşturup harika bir videoyla gerçekten dinlerken/izlerken kendinizi bir anda başka dünyalara ait gibi hissetmenizi sağlayabiliyor. Ben birçok şiirini çok seviyorum. Yine de en sevdiğimi paylaşacağım. Ayrıca Umay Umay’a ithaf edilmesi de ayrı bir güzellik. Metin Akdülger’in Performasıyla “ Sen Eve Dönünce”

Dinlemek/İzlemek için: https://www.antoloji.com/ah-o-gemide-ben-de-olsaydim-siiri/

SEN EVE DÖNÜNCE

“Dualarla düğüm attığın ipi düşünüyorum. Üç balkonlu adada, düğümlerini gevşek bıraktığın hani… Senleyken duaları düşünüyorum. Sallanarak, duaları düşlüyorum. Dualara attığın düğümleri… Sonra beyaz bir oda… Sen, kırmızı radyo ve kırmızı bisiklet. Söz sardunyalar yok, sadece beyaz güller var. Bi de altından tutulmuş kahve kupaları. Aynı şehirde uyandıysak, mutlu uyanıyorum. Çok güçlü uyanıyorum. Sen varsan bu şehirde nah devirirler beni. Kim kiminle aynı şehirde güçlü uyanıyor ki bizim gibi? “

“Hayatın yetmediği bir hayatın var olduğunu sende gördüm. Suyun yaşamaya yetmediğini. Zamanın çok öncesinde bir sürü şarkı. Bir sürü söz. Bir sürü yol. Bir sürü kaza. Bir sürü enkaz. Bir sürü cam. Kim makasını çalmak istese, yanlış makasa gitti. Kim makasını kesmek istese yanlış ormanı kesti. Sen kal, tamam mı? Bırak doğru orman, orda dursun bir.”

“Yeraltından geçmeyen seslere tokat gibi çarpıyor sesin. Duvardan duvara çarpıyor sesin. Beyaz koltuktan siyah koltuğa çarpıyor sesin. Sesin aşkı arayanlara çarpıyor en çok. O sesin var ya ahşap merdivenlere de çarpıyor, Beyoğlu’nda demir raylarda tökezleyenlere de sabahın beş kırk beşinde… Bazıları güzel şeyler duyuyor hala sabahın beş kırk beşinde. Bazıları hala radyoda müziğini arıyor.”

Vee… Şimdilik bu kadar.

Umarım sizlere hayatınızı anlamlandıracak yeni sözler kazandırabilmişimdir. Siz de sevdiğiniz şiirleri benimle paylaşabilirsiniz. Bu dosya burada kapanmadı! Bir sonraki sefer başka şiirlerle ve şairlerle görüşmek üzere. 🙂

Öptüm kalbinizin halkalarından!

Tags:

Olmak istediğim yerlerden biri burası ve olmak istediğim kişilerden biri de Nihce! Siz burada beynimin içindeki ritmik seslerin yazıya evrilişine şahit olacaksınız. Venüs ile yaptığım anlaşma sonucunda Dünya'yı kelimelerle ele geçirmeye karar verdik. Herkese inat "kimse" olmak ve daha büyük bir adım atabilmek için. Unutmayın: kelimeler çoğalır, dağlar aşılır ve içimizdeki gezegenler elbet fethedilir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Latest from Nihce

UZANMIYOR ELLERİM

Geç kaldım, Her şeye biraz, kendime çok…* Tüm eller birbirinden uzak kız

KIR PAPATYASI

Burada sizinle birçok şey konuştuk, tartıştık. Birçok şeyi konuşmayı “tercih” ettik hatta.

PEKİ YA SOL YANIM?

Herkese merhabalar, Aslında böyle yüz yüze konuşurmuş gibi yazı yazmayı pek beceremiyorum.

AĞRI

DÜNYADA BU KADAR ACI VARKEN SİZİN DE KALBİNİZ AĞRIMIYOR MU? “Bil ki
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
YUKARI GİT