Category archive

Hayal Gücünü Geliştirmede Yazmak mı, Okumak mı Daha Önemlidir?

BİR ZİNCİRİN SONSUZ HALKALARI:OKUMAK VE YAZMAK

by

Yazmak ve okumak iki ayrı eylem. Tabi bu iki eylemin arka planında kendi gerçekliğimizi ortaya koymaya çalıştığımız “hayalgücü” var; tek ve biricik olan. Yazmak ve okumak eylemi ile birlikte eylemi gerçekleştirmemize neden olan “hayalgücü” insan hayatında büyük öneme sahip. Bu iki eylem de kendi içinde pek çok işleve sahip olmakla birlikte her ikisinin de ortak noktası insanın düşünce yapısında ve zihin gelişiminde etkili olması. Günümüzde her ne kadar “okuma” eyleminin önemine çok daha fazla vurgu yapılsa da yazmak da okumak kadar önemli ve değerli.

Okurken kendi iç dünyamıza, benliğimize, hayata ve insana bakış açımıza bilgi yüklerken; yazarken hayalgücümüzü, kendi iç dünyamızın özgürlüğünü insanlara sunuyoruz. Bir nevi özgür olmak için okuyoruz ve özgürlüğümüzü yansıtıyoruz. Yazdığımız her satırdaki kelimeler ise bizim dünyamız.

“Peki  hayalgücünü geliştirmede okumak mı yazmak mı daha etkilidir?” sorusuna gelelim. Okumanın hayalgücümüzü geliştirdiğini her zaman konuşmuş ve tartışmışızdır. Fakat yazmak da okumanın bir devamıdır elbet. Yazıya aktarılamayan düşüncelerin değeri var mıdır? İnsanın kendi dünyasında değerlidir fakat insanların okuyarak hayalgücünü geliştirmesi için öncelikle okuduğunu aktarması gerekir aktarmak için de “yazma” eyleminin gerçekleşmesi. Kırılması imkansız bir zincirdir bu iki eylem arasındaki ilişki. Hayalgücümüzü geliştirmek için okuduğumuz kitap bir yazar tarafından yazılmıştır değil mi? O halde, yazar çok okuyan kişidir ve bir kitap yazar ardından yazılan kitabı insanlar alır, okur ve kendi düşüncesini oluşturur. Bu bağ bu şekilde devam eder.

En çok çocukluk çağında etkili olan bu eylemlerin “hayalgücü” ile olan ilişkisi de tam da o zaman başlar. Sınırsız düşünürüz bu çağlarda. Kendi içimizde en tatlı özgürlüğü yaşadığımız yıllardır bu yıllar. Tabi okuma ve yazma eylemini fazlasıyla gerçekleştirdiğimiz fakat ödev kapsamında bitirmek için yaptığımız okuma ve yazma eylemlerini hayalgücü ile bütünleştiremediğimiz bir dönem. O halde “Hayalgücünü geliştirmede yazmak mı okumak mı önemlidir?” sorusunun hayalgücümüzün en aktif olduğu dönemde bir etkisi kalmıyor. Gerçekle fazla örtüşmeyen niyet kapıları olarak tanımladığımız hayalgücümüzde zihnimizdeki kapılar tek tek kapanıyor.

Sonuç itibariyle çocukluk çağlarında yazmak ve  okumak eylemlerinin çocukların hayalgücü ile paralel gerçekleştiği bir sürece sahip olsaydık “Hayalgücünü geliştirmede okumak mı yazmak mı daha etkilidir?” gibi bir kıyaslama sorusunun da bir anlamı kalmazdı.

En masum yıllarımızda dünyaya gerçek dışı bakabilen, küçük bir oyuncakta dünyayı bulan bir çocukluk, okuyan, yazan ve derin düşünebilen bir gençlik dileğiyle.

Bayramımız kutlu olsun. (19 Mayıs)

 

 

HER ZAMANDA, HER YERDE, HER ŞEY OLMAK İÇİN…

by

“Hayal gücünü geliştirmede yazmak mı, okumak mı daha önemlidir? 

Bu soruya hiç düşünmeden, hem de açık ara “Okumak.” diye cevap verebilirim. Ancak biraz düşününce ve yazan da bir birey olarak ikisinin de birbirinden ayrılmaz birer parça olduğunu görüyorum.

Hayal gücü dediğimiz şey engin bir okyanus ya da gökyüzü. Ne derseniz deyin adına, neye benzetirseniz benzetin. Hem ne demiş ünlü fizikçi Einstein: “Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür. Hayal gücü ise her yere.” Peki hayal gücümüzün bizi her yere götürmesini nasıl sağlarız? İzleyerek, dinleyerek ve okuyarak. Bizler minicikken başlar hayal gücümüz canlanmaya. Anne-babamızı, çevremizi izleyerek, çizgifilm seyrederek gördüklerimizi oyunlarımıza yansıtırız. Halılarımızın kenarındaki  desenler arabalarımız için yol, ortası da köy, kasaba olur. Oyuncak bebeklerimiz bizim gibi minik bir bebek, biz de anne oluruz. Elimize aldığımız flüt ya da saç fırçası ile milyonların önünde şarkı söyleyen ünlü bir şarkıcı… Kimi zaman da masallarda bize anlatılan prensese dönüşüverir Barbie’lerimiz. Zaman içerisinde hayallerimiz o kadar çağ atlar ki prensese dönüşen biz oluruz. Çünkü okuduklarımızla, öğrendiklerimizle bizim gibi hayallerimiz de büyür.

Daha önce ‘Okumak Üzerine‘ yazdığım bir yazıda şu cümleleri kurmuştum: “…bir vampir olmuşken, bir bakıyorsunuz ki eşsiz bir hastalıkla mücadele ediyorsunuz. Sonra gezegenler arasında seyahat eden bir yolcu, o ada senin bu ada benim bir korsan… Geçmişte ve gelecekte… Daha ne ister ki insan? Her zamanda, her yerde, her şeysin.” Evet, her zamanda, her yerde, her şeysin. Bunlar bizim için hayal eden kişilerin, bizim için yazdıkları kitaplardan. Bizi de o hayallerinin içine öyle bir çekiyorlar ki, birden bire kendini yarattığın başka bir dünyada buluveriyorsun. Kesinlikle bu mümkün. İşte bu aşamada hayal gücün yazıya bulaşıyor. Sen de düşünüyorsun, sen de yaratıyorsun. Başka okurları kendi hayal dünyana çağırıyorsun. Ve başkaları, başkaları, başkaları… Çok sevdiğimiz bu kısır döngü böylece sürüp gidiyor.

Şimdiyse bu soruya hiç düşünmeden, hem de kesinlikle “Okumak ve yazmak hayal gücü üretirken asla ayrılamaz.” diye cevap verebilirim.

 

KENDİNİ YENİDEN İCAT ET!

by

Aslında her zaman düşündüğüm bir sorudur bu:

“Hayal gücünü geliştirmede yazmak mı, okumak mı daha önemlidir? 

İlk aşamada net bir cevap versek dahi bu iki eylemin bütünleyici olduğunu kabul etmemiz gerekir. Okumak ve yazmak birbirinden ayrılamayacak kadar güçlü bir bağa sahiptir. Okumayı sevmediği halde yazan insanlar elbet vardır. Lakin yeteri kadar okumayan biri mutlaka bir yerde tıkanacak ve kendini tekrar etmeye başlayacaktır.

Aslına bakarsanız yaptığımız her işte bu böyledir. Birbirinden beslenen eylemler vardır; mesleki alanda sizden önceki gelişmeleri ve gündemi takip ettiğiniz gibi yazarken de bizden öncekilerden ve hali hazırda yazmakta olan birçok kişiyi takip etmemiz gerekir. Hatta okuduklarımız bizim yazdıklarımızı da etkiler ve özümüzü bulmamıza yardımcı olur.

Kendimi bildim bileli paragraf sorularını çözmekten çok hoşlanırım. Onlara bir soru gibi yaklaşmaktan ziyade ne anlattığını merak ederek okurum ve benim test kitaplarımda hep yıldızlı cümleler olur. Çoğunu atmaya kıyamam yahut bir yerlere not alırım. Bugün akıcı bir şekilde konuşabiliyorsam, kendimi ifade edebiliyorsam ve naçizane yazabiliyorsam hepsini bu bütünün parçalarına borçluyum demektir: Okumak, aklıma gelen en ufak kelimeyi not almak, üstüne saatlerce düşünmek, film izlemek, insanlarla tanışmak ve yeniliklere açık olmak…

Benim ilhamım da bakıldığı zaman tamamen kelimelerden oluşur. Bir şarkıda duyduğum kelime, bir filmdeki kelimenin bana çağrıştırdığı anlamlar, sözlükte tek başınayken benim için anlamsız olan tüm sözcükler zihnimde yapboz gibi birleşir. Var olan hayal gücümüzü geliştirmek sadece hayal kurmaktan ibaret değildir. Bizi geliştiren ve ilerlememizi sağlayan asıl etken hayalimizi süsleyebilecek yeni yerler keşfetmektir.

Ben, okumaktan daha çok yazmayı severim mesela. Bu gerçeği bu yaştan sonra değiştirmek çok güç. Çünkü her sanatta olduğu gibi yazmak da benim için bir dışa vurma aracı, içimi dökmek için aradığım ilk kişi ve ağladığım ilk omuz. Ancak daha iyi ifade edebilmek ve daha iyi yazabilmek için okumak gerektiğini her zaman bilirim. Bir yerlerde görüp keşfettiğim “Keşke ben yazsaydım. ” dediğim birçok cümle, birçok şiir okurum. Neden o cümleyi ben yazmadım diye düşünürüm. Günlük dilde kullandığımız kelimelerden aslında harikalar yaratabiliriz. Sürekli kullandığın bir kelimenin bir şiirin içinde daha önce hiç duymamışsın gibi gelişine şahit olabilirsin. O zaman kelimelerin bir araya geldiğinde nasıl bir mucizeye dönüştüğünü sen de anlayabilirsin.

Bize üniversitede hocalarımız hep şunu söylerdi: “Nerede olursa olsun mutlaka bir yerlerde çalışın. ” Ben de bu konuda konuşabiliyorken sizlere söylüyorum: “Ne olursa olsun okuyun hatta ne olursa olsun dinleyin ve izleyin.” Sonra paylaşın. Çünkü paylaştıkça ilhamınız artacak ve paylaştıkça birilerine ilham olacaksınız.

…ve son olarak cevap veriyorum: Yazarken yalnızsındır ancak okurken yeni yerler keşfedersin, bir yerlerde seninle aynı duyguları paylaşan insanlarla buluşursun, oysa yaşarken yalnız senin başına gelmiş gibi hissediyordun değil mi? Tüm bu duygular senin varlığından bile haberdar olmayan bir başkasının kaleminden dökülmüştür. Yahut asla yaşayamayacağın bir hissi bir kitapta bulacaksın, internette dolaşırken okuduğun bir cümle hayatını değiştirecek ya da bir arkadaşından duyacaksın o gizemli cümleyi. Hangi dili konuşursan konuş tüm insanlar aynı hisseder. Bu yüzden önce oku, sonra yaz! Kendini yalnız hissetme ve bizi yalnız bırakma.

Oku, yaz ve kendini yeniden icat et!🙂

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
YUKARI GİT