Nihce
Olmak istediğim yerlerden biri burası ve olmak istediğim kişilerden biri de Nihce! Siz burada beynimin içindeki ritmik seslerin yazıya evrilişine şahit olacaksınız. Venüs ile yaptığım anlaşma sonucunda Dünya'yı kelimelerle ele geçirmeye karar verdik. Herkese inat "kimse" olmak ve daha büyük bir adım atabilmek için. Unutmayın: kelimeler çoğalır, dağlar aşılır ve içimizdeki gezegenler elbet fethedilir.
Konuk Yazarlarımız

KENOPSİA

Kenopsia: genellikle insan kalabalığı olan; fakat şu anda terk edilmiş gibi sessiz olan bir yerin ürkütücü atmosferi. Delirmek için uyanılmış bir günün sabahı, her zamanki gibi gri bulutlar var ve hava kasvetli, yine bir gün klişeden ölüyoruz ama durum bu; bu durumun içinde cebelleşmekle uğraşırken 15 metre uzaklıktan gelen beton delme sesleri, pazar günü olsa ne bu diyeceğim ama diyemiyorum/toplum bizi günlere ayırmış ve suçlu olan benim;  salı, 12:35. Neden sürekli uyuyorsun diyor annem ve tek duyduğum uyumakla alakalı cümleler ve tek önemsediğim uyumak; uyku apnesine yakalanmış olabilirim ve zerre takmıyorum hayatı; gelecek kaygılarım, yazdıklarım, arkadaşlıklarım ve bilumum şey daha, evet
Nihce

UZANMIYOR ELLERİM

Geç kaldım, Her şeye biraz, kendime çok...* Tüm eller birbirinden uzak kız çocuklarına uzanıyor sanırdım, tüm eller göğe açılır ve tüm eller kavuşur bir gün; henüz dünyaya renkli gözlerle bakıyordu bir yanım, bir yanım doğuştan kaybetmiş var olmayan her şeyi. Mutlu günlere inanıyorken hala ve hayal kurabiliyorken gözlerimi kapattığımda, seni görmeden bir nefes öncesini hatırlarken ve senden sonra alamadığım tüm nefeslere hayranken; ben de o uzak kız çocuklarından biriyken; sadece yalnız ve soğuktu ellerim, unutma Genetik bir hastalığa yakalanmış ve dermanı tükenmiş dünyada, öyle bir karantina ki bu ömür boyu sürecek sanki, bilemezsin nasıl dört duvarın arasında kalmış buğulanmış, nasıl
Nihce

KIR PAPATYASI

Burada sizinle birçok şey konuştuk, tartıştık. Birçok şeyi konuşmayı "tercih" ettik hatta. Böyle söylemek daha doğru. Ölüm hariç. Ölümü konuşmayı hiç tercih etmedik. Aramızda ölümün bahsi bile geçmedi. Çünkü ölüm anmak ve düşünmek istemediğimiz bir olay, hepimiz için. İnsan ölümle hiçbir şekilde empati kuramıyor. Öldüğünü veya sevdiği birinin öldüğünü düşünmeye tahammülü bile yok kimsenin. Ha, buna lafım da yok yanlış anlaşılmasın. Ben dahil olmak üzere belki de en çok kaçtığımız gerçek olarak öylece karşımızda duruyor ölüm. Son günlerde hem kendi yaşantımda hem de hepimizin duyup kahrolduğu ölümlerle iç içeyiz. Ne yazık ki bizim düşünmeye kaçtığımız şeyler bir başkasının hayatının tam
Nihce

PEKİ YA SOL YANIM?

Herkese merhabalar, Aslında böyle yüz yüze konuşurmuş gibi yazı yazmayı pek beceremiyorum. Ancak söylemek istediğim birkaç şey var: 7 aydır "Rehargan" olarak blog yazmaya gayret ediyoruz. Kendimi bildim bileli yazı yazıyorum zaten; blog, tumblr, kimsenin görmediği defterler... Her yer yazıyla dolu. Ancak bu yol başka bir yoldu, bu yolda tek başıma değildim ve bu yol farklı hedeflere ulaşmak için bir başlangıçtı. Ekiple birleştiğimizden bu yana gerçekten yazınsal anlamda kendimi düzene soktum ve bu konuda kendimi geliştirmek için çaba sarf ettim. Hala ediyorum ve hala çoook uzun yollar katetmem gerektiğinin farkındayım. Bunun yanı sıra doğada da olduğu gibi tüm sosyal mecralar
Nihce

Depreminden Sağ Çıkamadığımız Yolculuklar I

Depreminden sağ çıkamadığımız tek kişilik yolculuklar vardır: "seni sevmeye başlamıştım" "bu yüzden gidiyorum" Henüz bahar aylarına girmemiştik bile, hala tanıştığımız mevsimdeydik, teorik olarak hala kıştı. Ben en sevdiğim montumu giyiyordum, o nedense hiç üşümüyordu. Günlerim onu anlamakla, bizi anlamakla, tüm bu olanları anlamlandırmakla geçiyordu. Gökyüzü bilindiği üzere, sürekli gri... Arada bir güneş yüzü görüyorduk. Sanki bize doğmuş gibi geliyordu heyecanımızdan. Her karşılaştığımızda sadece bizim fark ettiğimiz ya da öyle sandığımız bakışların esiri oluyorduk. Daha kapıdan girer girmez fark ediyordum onu. Geleceği dakikaya kadar bir ileri bir geri yürüyordum uzun ince koridorda. Beklemek güzeldir sonunda kavuşmak varsa derler. Yine de yanımda
Nihce

AĞRI

DÜNYADA BU KADAR ACI VARKEN SİZİN DE KALBİNİZ AĞRIMIYOR MU? “Bil ki başlaması gereken yerde başka bir hikaye başlayacak.” Adımlarımı sana uydurmaya çalışıyorum ama o kadar büyük konuşuyorsun ki terliklerim ayağımdan fırlıyor. Kurak bir araziye benziyorum aslında bu günlerde ve tüm ilkel yöntemlerle kendime karşı savaşıyorum. Senin vapurunda açılan o sürgülü kapı olmak istiyorum; Tanrım, gökyüzü neden berrak değil? “Nasıl sevildiğini gördün, sevmeyi böyle öğrenmişken boşa harcama.” Kafamın içinde her ses şiire dönüşüyor. Tırnaklarım avuç içime batıyor. Aşkla kavuşan ellerimizi yakmanı anlamıyorum. Suretlerinden aldığım yetkiye dayanarak, seni iki yüzlü ilan ediyorum. Baktığım her yer melodramatik bir müzik sanki; Tanrım, sesler
Nihce

Veda Busesi – Umay Umay ALINTILAR

Saat 14:08. Gerçekten beynimle savaşa girdiğim bir dönemdeyim ve bu beni oldukça yıpratıyor. Bazen gözlerimi bile açamıyorum düşünmekten. Bilirsiniz, ne kadar hızlı koşsanız da asla kaçamayacağınız bir şeydir bu; düşünmek. Bu nedenle parçaları birleştiremiyor ve dile dökme aşamasına geçemiyorum. Mozaik birleşsin istiyorum artık ama hayatımda bazı durumlar yerine oturmadıkça tamamlanmayacağını da biliyorum. Bu yüzden benim yerime tamamlamış olan şairler ve yazarlardan yararlanacağım ve bugün size çok sevdiğim bir kitabı önereceğim. Kendisinden http://www.rehargan.com/2018/04/02/siir-dosyasi/ şiir dosyası yazımda zaten bahsetmiştim. Böyle zamanlarda genelde sığındığım insanlardan biri olur: bir yazımda bahsetmiştim iç sesimin yazıya evrilişinden. O evrimin baş kahramanıdır benim için: Umay Umay. Alıntıları paylaşacağım kitabı
Nihce

MUAZZAM KAYBOLUŞLAR

  Beynimi yiyip bitiren nöronlara ve kalbimi tesirsiz kılan tüm bu çabaya ithafen; Kendi iskeletime yabancılaştım Biraz gece ve biraz gündüze yaklaştım Tüm duvarlar infilak etti Tırnaklarım güçlü duramadı bu sefer Yerküre sayısız kez kırıldı Eylül daha meydanda yok Tüm silah sesleri arsız Özgürlüğümüzü çepeçevre sarmış Haydutlar etrafa yayılmış Arkana bakmadan kaçıyorsun Ha bir de Ellerimi tutmuyorsun. Gözlerinden akan tuzlu su Big Bang'e ilham olmuş Koca bir evrene yayılıyorsun Şerefli damarların kıvılcım oluyor Merhametsiz bir dünya yaratıyorsun Yine bir gün ölmüyor ve öldürmüyorsun Tavırların yaşlı dedenin bastonunu kırıyor Dikkat et Bir yerlerde katil yetiştiriyorsun. Bir gün seni tanımıştım İnatçı gök
Nihce

BÂB-I SOHBET

İnsan dünyasındaki küçük detayların hayatımda kocaman yer kaplamasına tahammül edemiyorum. Arabanın alarmı çalıyor ve asla durmuyor. Hava sıcak ve yağmurlu. Bu demek oluyor ki insanı buhrana hemen hemen sürükleyebilir. Çalışmam gereken ders kitapları, aklımın bir ucunda yapılacaklar, telefonumun dolan hafızası, çok şey yapmak zorunda olmak ama hiçbir şey yapmama isteğiyle bu havada boğuşuyorum. Durum, hiç iç açıcı değil. Geçen gün konuşuyorduk,  “Bir günümü anlatsam nasıl anlatırdım, nasıl kelimelerle dile dökebilirdim acaba?” diye. Merak ettim. Küçüklüğümden beri günlük yazmaya başlar ve hemen bırakırdım. Genelde tüm sayfalara “Merhaba sevgili günlük, çok uzun zamandır yazamadığımın farkındayım. Seni çok yalnız bıraktım bu yüzden özür
Nihce

YEŞİLE DOĞUYORUM

  Gözlerinin aralığından baktıkça güzelleşiyor kirpiklerin. Kendime baktıkça seni hatırlıyorum. İhtimallerin ayağımı yerden kesiyor. Sen, bütün gezegenler kadar güzelsin. Bazen her şeyi bırakıp, Kendi içine nüfuz etmeli insan. Tüm şehirlerde senden bir parça bulmalı, Kendini bırakmalı şehrin boşluğuna Tüm bulutlar ezberlenmeli Tüm lambalar sallanmalı Tüm ihtimaller çürütülmeli tek tek. Boşa çıkmadı ellerimle yazdığım o cümle, Her cümlede seni buluşum Her cümleye seni koyuşum Her cümleden anlam olarak doğuşun Yetmedi. Aynada titreyen tek yüze hasret kaldık, Tüm yolcular aynı anda şaşkın. Ne kadar havada kalıyor ellerimiz dua için, Ne kadar yüzsüzüz yine doğaya karşı. Dile kolay kaç kere ağladın göğe bakarak?
Hayal Gücünü Geliştirmede Yazmak mı, Okumak mı Daha Önemlidir?Münazara

KENDİNİ YENİDEN İCAT ET!

Aslında her zaman düşündüğüm bir sorudur bu: “Hayal gücünü geliştirmede yazmak mı, okumak mı daha önemlidir? ” İlk aşamada net bir cevap versek dahi bu iki eylemin bütünleyici olduğunu kabul etmemiz gerekir. Okumak ve yazmak birbirinden ayrılamayacak kadar güçlü bir bağa sahiptir. Okumayı sevmediği halde yazan insanlar elbet vardır. Lakin yeteri kadar okumayan biri mutlaka bir yerde tıkanacak ve kendini tekrar etmeye başlayacaktır. Aslına bakarsanız yaptığımız her işte bu böyledir. Birbirinden beslenen eylemler vardır; mesleki alanda sizden önceki gelişmeleri ve gündemi takip ettiğiniz gibi yazarken de bizden öncekilerden ve hali hazırda yazmakta olan birçok kişiyi takip etmemiz gerekir. Hatta okuduklarımız bizim
Nihce

KADERİME AŞIĞIM

  Sensiz geçen zamanların şahidi Geçirdiğim en güzel anın En sevdiğim defterimin arasında Can bulması Sevginin arka bahçesine girmek Kaybolmuş oyuncağıma Kavuşmak Çamurlu ellerimle Sana dokunmak ve Cehennemden gelmesi sesinin İşte bu, Bu bir yarım kalmışlığın hikâyesidir. Seneler öncesinde bir çift yeşil gözle karşılaşmıştım, ard arda sıralı kamelyalarda yan yanaydık. O zamanlar tarihin tekerrürden ibaret olduğunu bilmiyordum. Hayatıma gireceğini, hayatımdan çıkacağını ve sonrasında hiç çıkamayacağını bilmiyordum. Çocuk kalbinde en derine dokunmak marifet değildi, marifet yozlaşmış kalbinde bam telini titretebilmekti aslında. Üstünden günler, aylar, yıllar geçti. Bir gün seninle birlikte bahar geldiğinde anladım; kalbimde bayram sevinci, gözlerimde hala yeşil gözlerinin yansıması.
Nihce

SAUDADE

Merhabalar! :) Geçenlerde hepimizin bildiği video platformu YouTube’da dolaşırken karşıma bir video çıktı. Müzik videosu olduğunu anlamıştım ancak izlemem gereken başka videolar vardı. Kaybederim korkusuyla daha sonra izle listesine ekledim ancak kelimenin büyüsüne kapılmış olacağım ki dayanamadım ve tıkladım. Senelerdir SoundCloud kullanırım ve aslında dinlediğim müzikler genelde kimsenin bilmediği ve ücra köşelerde kalan şarkılar olur. SoundCloud böyle şarkılar bulabilmeniz için harika bir platformdur. Youtube kadar derindir ama boşluğa düşmüşsünüz gibi hissettirmez. Çalan bir ritmin mutlaka sizi yakalayacağını bilirsiniz. Tabii Youtube’da da çok güzel şarkılar keşfettiğim zamanlar oldu. Ancak uzun zamandır yeni insanlar keşfedemiyor ve genelde lise zamanında bulduğum ve hala
Mevsimler İnsan Davranışlarında ve İnsan Psikolojisinde Etkili midir?Nihce

MEVSİMLER GİBİSİN

İlkokuldan beri bize öğretilen basit bir tanımdan ibaret değildi aslında mevsimler; mevsimler, dünyanın güneşin etrafında dönmesiyle oluşur; (hep bir ağızdan) ilkbahar, yaz, sonbahar, kış. Büyüdükçe anlayacaktık ve her mevsim bizler için sayısız anlama bürünecekti. Dünyanın eylemine ortak olacak, mevsimlere müdahale edecek ve bazen kavga bile edecektik onlarla. Zamanın akıp gitmesinin de sonucu olarak tüm hayatımızı üstüne kurduğumuz mevsimleri yeri gelecek çok sevecek ve bazen de nefret edecektik. Ben en çok baharı sevecektim mesela. Deri ceket mevsimini. Bahar her şeyden biraz birazdır çünkü ne fazladır kıştan ne de eksiği vardır yazdan. Ne mutlu ki havaların ısınmaya başladığı güneşli günlere açıyoruz gözlerimizi
Nihce

BELKİ DUYARSIN

Hastalıklı bir gün Ayaklarımdan bağladılar beni Her ihtimal değersiz ve Her ihtimal anlamsız biraz. Hangi ücra köşelerde Hangi ücra anılarımla buluştum Hangi çocuk yanımı gıdıkladım ve Hangi kelebeği öldürdüm? Bugün hangi iklim yaşanıyorsa Ellerim buz tutuyor Bahane misin? Mazeret misin? Anlamıyorum. Hepimiz yanıldık aslında Sen en büyüğüsün Tek farkla. Ruhu özgür insanların Kanatları birbirine çarpıyor Pencere açık Kalbimiz açık Yaralarımız açık. İmkansıza tutunuyoruz ve İmkansız ne bilmiyoruz yine Kavuşamadığımızdan. En azından Bir ağacın gövdesine Sığınabiliyoruz. Elimizi atsak dokunacağız suya Biliyoruz. Biri gelip ansızın yanımıza Oturabilir. Sen de sayılı adım kadar Uzaktasın. Tahta taburelerdeyim Sana karşı Gökyüzü berrak ve Her şey
Nihce

ŞİİR DOSYASI

Herkese merhabalar. Hali hazırda blog yazıyorken hayatımın “en” lerini de bir çatı altında toplamalıyım dedim veee… Evet! Böyle bir girişimde bulundum. Nedir bu girişim? Hepimizin hayatında az ya da çok, her konuda “en”ler vardır. Ben de bu en’lerimi yeniden keşfetmek ve burada sizlerle paylaşmak istedim. Bu dosyanın ilkini şiir için açıyorum ancak şiirleri bir seferde toplamam mümkün değil.  Biraz kronolojik olarak ele almak istedim. Karar vermek zor oldu ancak ilk 10’u da bu şekilde toparladım! Buraya yazacağım şiirleri muhtemelen daha önce duydunuz ve okudunuz ancak yine de karşılaşmamış olanlar ve şu an tekrar karşılaştığı için mutlu olacaklar adına umarım zevkli
İlk İzlenim Her Zaman Doğru mudur?

HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?

HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ? Nedir ilk izlenim? İlk izlenimi ve ön yargıyı ayıran nedir? Nedir ilk bakışta bir insanda yakalayabildiklerimiz? 3 saniyede birini gerçekten tanıyabilir miyiz? İnsan bu kadar basit bir varlık mıdır? Yoksa ilk izlenimde başkalarını hemen tanıyabilecek kadar komplike midir? Seneler sonra da aklımıza hep o ilk an mı gelir? O ilk bakışa mı aldanırız hep? Ne kadar kalıcıdır göz kırpıncaya kadar geçen zaman? Ve asıl soru: İlk izlenim bir ilişkiyi nasıl değiştirebilir? Biz insanların niyet okumak gibi bir gafleti vardır çoğu zaman. Kimi ilk 3 saniyede yapar bunu, kimi bir ömür boyu, kimi bir hareketiyle yargılar insanı, kimi
Nihce

KOPARDIK SENİ BENDEN

“DÜNYADAN VAZGEÇMEK, DÜNYAYI ANLAMAKTIR, ONDAN KAÇMAK DEĞİL”İzbe bir evdeyim. Yalnızım. Sıvası dökülmüş salonun ortasında bacaklarımı kafama kadar çektim, oturdum. Burnuma rutubet kokusu geliyor. Özledim sesinin dalga dalga yayılmasını. Öyle güzel yapılmış bir beste ki sesinin tınısı, hiçbir söz yakışmıyor üstüne. Öyle ki seni dinlerken kendimi ünlü bir sanatçı gibi hissetmekten alıkoyamıyorum.  Her gün biraz daha az ve biraz daha çok senden. Sen, birilerine benzeyen en güzel şeysin, herkesten biraz biraz ama hepsinden tamsın. Her okuduğumda altını çizmek istediğim o cümlesin. Bu bahçenin çiçeği de bahçıvanı da sensin.  Bugün, evreni sen gibi algılayışıma son vermek istiyorum. Bugün, dünyaya olan hıncımı senden
1 2
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.