KİTAP İNCELEMESİ: JOSH MALERMAN – KAFES

by

“Bir insanı kazanmak zaman meselesi, kaybetmek ise an meselesidir.”

Bir süredir Rehargan’da paylaşım yapamadığımızın maalesef bilincindeyiz. Ekip olarak yoğun bir dönemden geçiyoruz. Hepimizin kendimize göre sebepleri, işleri, hayat mücadeleleri var. Fakat yazı yazmayı çok da özlediğimi kendi adıma söylemek isterim. Bu yüzden en azından kitap incelemelerime devam edeceğimi bilmelisiniz. Çünkü en iyi ve düzenli yaptığım şey kitap okumak.

Uzun süredir iyi bir gerilim kitabı arayışı içindeydim. Bunu arkadaşlarımla paylaştığım zaman sevgili İncir bana Kafes’i okumamı tavsiye etti. Hemen buldum ve okumaya başladım. Yazarın ilk kitabı Kafes. Kırmızı Piyano’yu gördüm ama okumaya fırsatım olmadı. Kısmet Kafeseymiş. Bakalım Kafes nasıl bir kitapmış? Haydi başlayalım incelemeye.

KİTABIN ADI: Kafes (Sakın Gözlerini Açma)

YAZAR: Josh Malerman

YAYINEVİ: İthaki Yayınları

TÜRÜ: Korku-gerilim

KİTABI NE KADAR SÜREDE OKUDUM: Benim için 1 hafta sürdü. Fakat oldukça hızlı okunan bir kitap. Kitapta sürekli bir bilinmeyen var ve bu da merak uyandırıyor okuyucuda.

TANITIM BÜLTENİ: Dışarıda bir şey var… Görülmemesi gereken korkunç bir şey… Ona atılan bir bakış kişiyi ölümcül bir deliliğe sürüklüyor. Ne olduğunu ve nereden geldiğini ise kimse bilmiyor. Malorie ve iki çocuğu, olayların başlangıcından beş yıl sonra hayatta kalmayı beceren bir avuç insan arasındaydı. Nehrin kenarındaki terk edilmiş bir evde çocuklarıyla yaşayan Malorie, ailesinin güvende olabileceği bir yere gitmenin hayalini kuruyordu. Fakat onları bekleyen yolculuk tehlikelerle doluydu. Tek bir yanlış hamle ölümlerine yol açabilirdi. Ve onları takip eden bir şey vardı. Bu bilinmeyene doğru gözbağının karanlığında yaptığı yolculukta Malorie sık sık geçmişi hatırlıyordu. Bilinmez tehlikenin karşısında bir araya gelerek hayatta kalmaya çalışan, kendisini de aralarına kabul ederek onu da kurtaran ev arkadaşları teker teker aklına geliyordu: Bir zamanlar yabancı olan bir grup insanın birer birer kapısını çaldığı evde kurdukları ortak hayat… Ancak sağ kalan ve kapılarını çalan insanlar arttıkça ortaya yüzleşmeleri gereken bir soru çıkmıştı: Herkesin aniden delirdiği bir dünyada kime güvenilebilirdi?

ÖZET: İnsanlar dışarıda gördükleri bir şey yüzünden bilinçlerini kaybedip kendilerini ve çevresindekileri vahşice öldürmeye başlıyorlar. Bu olayların yaygınlaşmasıyla insanlar pencerelerini battaniye, karton vb. ile, dışarı çıkmaları gerektiği zaman da göz bandıyla gözlerini kapatarak yaşamaya başlıyorlar. Hikayenin büyük kısmında bir gazete ilanıyla bir araya gelen bir grup insanın başından geçenler anlatılıyor ve sonunda ana karakterterin dışarı çıkmaya karar vererek mücadele etmesiyle son buluyor.

DİL VE KURGU: Çok akıcı bir dille yazılmış kitap. Kurgu ise bende hayranlık bıraktı. Bu tarz yaratıcı kurgulara bayılıyorum. Düşünsenize hiçbir şey görmeden, dışarıda sizi bekleyen ne tür bir yaratık olduğunu bilmeden tehlike içinde savaşıyorsunuz. Sadece yanınızda bir varlığın olduğunu hissediyorsunuz ama size ne yapacağını tahmin bile edemiyorsunuz. Tamamen sezgilerinizle hareket ediyorsunuz. Karakterlerin yaşayacaklarının belirsizliği gerçek anlamda geriyor insanı. İtiraf ediyorum rüyalarıma bile girdi. 🙂 Fakat kitabın sonlarına doğru sanki biraz durgunlaşıyor gibi.  Buna rağmen sonunu merak ediyorsunuz tabii. Sona gelince çok da tatmin olmadım desem yeridir. Spoiler olacak belki ama keşke yaratıkların neye benzediğini, onları nasıl yokedeceklerini de öğrenebilseydik. Son askıda kalmış gibi ki bu kitap seri değil.

ANA KARAKTER: Malorie ve çocukları. İsimleri yok. Onlara Oğlan ve Kız diye sesleniyor. Malorie’nin, olayların başından itibaren başından geçenler hiç de gözardı edilecek türde değil. Bana göre oldukça cesur bir kadın. Zaman zaman metanetini koruyamasa da yine de kendisini birçok konuda geliştirmiş ve savaşmış. Sadece kendisini değil Oğlan ve Kızı da eğitmiş. Çocuklar her sesi tanımlayabiliyor. Uzak ya da yakın… Çünkü Malorie biliyor ki bir gün yaşadıkları o evden çıkmak zorunda kalacaklar. Ki o gün geliyor.

KİTABI NEDEN OKUMALIYIM?: Gerilim kitaplarını ve farklı kurguları seviyorsanız bence okumalısınız.

ALINTILAR:

  • Fırtınada sığınak bulma, yağmurda dans etmeyi öğren.
  • Zaman bir yerden sonra anlamını yitiriyor. Ama eskiden yaşadığımız hayatı bize anımsatan tek şey o.
  • İnsanoğlu aslında korktuğu yaratığın ta kendisidir.
  • Bugün çektiğin sıkıntı yarın hissettiğin güç olacak.
  • Bazı insanlar gelecek en küçük bir haberi bile beklerken bazıları kendi haberlerini yazar.

TEK CÜMLEDE KAFES : İnsanlar ölüyordu ama neden?

SON SÖZ: Kafes’in okuduğuma göre film olarak yayın hakları alınmış. Genel olarak kitapları okuduktan sonra filmlerinden hiç hazzetmiyorum ama Kafes’i izlemek isterim. Kitapta hissettiğim o gerilimi filmde de hissedip hissetmeyeceğimi merak ediyorum.

 

Ankara doğumluyum. Bir anne, bir eş, özel bir kurumun da halkla ilişkiler sorumlusuyum. Okuduğunuz blogun da özgür ruhuyum (Serazad). 24 saatin bana yetmediğini, bir icat üzerinde çalışacaksam bunun kesinlikle zamanla ilgili olacağını düşünürüm. Evet sık sık da düşünürüm. Hayatı, evreni, Tanrı'yı, aklımın sınırlarını zorlayan derin meseleleri... 3.üniversite olarak Türk Dili ve Edebiyatı okuyorum.

6 Comments

  1. Yazarın ‘Gölün Dibindeki Ev’ adlı kitabını okumuştum. Sizin de bu kitap için yazdığınız gibi sonu belirsiz bitmiş ve bana göre havada kalmıştı:) Keyifli okumalar dilerim.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Latest from Kitap İncelemesi

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
YUKARI GİT
%d blogcu bunu beğendi: