İŞE YARIYORUM • R.SENNETT-2

by

 

Richard Sennett’in “ Yeni Kapitalizm Kültürü ve Yetenek” adlı kitabında “İşe Yaramazlık Kabusu ve Yetenek” başlığı dikkatimi çeken diğer bir başlıktı. Yazmak istediğim bu ikinci bölümde, ki ilk bölümü okumak isterseniz burada, bu başlıkla ilgili hasbihal etmek istiyorum. Bu kadar ciddi, kavramsal ve geçmiş sanayi toplumunda yapılmak istenen çözümlemeyi güncel toplum duygusu ile bağdaştırmak istedim.

-İşe Yaramazlık Kabusu ve Yetenek-

Kavram tamlaması gibi görünen başlığı kitap bağlamında düşündüğümde ve incelediğimde insan, emek, uzmanlık, modernite, endüstri gibi kavramlarla birlikte sıkça kullanıldığını gördüm. Hiç şüphesiz sanayi toplumu,endüstriyel toplum ve kentsel yaşamı bir bütün olarak çözümleyen sosyologlardan biri olan Sennett’in tespitleri oldukça dikkat çekici. Açıkcası nispeten günümüz toplumunda yaşanan bazı durumları görebiliyoruz.

Kültür, yetenek ve insan bir bütünün parçalarıdır ve bu bütünün tamamı insanın ürettiği ve üreteceği bilginin kendisidir. Almanların “kişinin bildung’u” olarak tanımladığı şey ise bu bütüne dahil olan bir kavramdır.

Peki nedir kişinin bildungu? Nietzsche eğitim felsefesinden tutun Schlegel ve Goethe gibi Alman filozoflar kendi felsefelerinde bildungu öne sürerler. Bu filozofları insanın doğal varlığından çok manevi varlığı daha çok ilgilendirir ve bu kavram naturalizme tepkidir. Kavram ile ilgili bir tanım yapacak olursak, “Kişinin motivasyonuna yaşamda edindiği toplam bilginin dahil edilmesidir.” diyebiliriz. Bu açıdan baktığımızda kişinin bildungunun okullarda şekillendiğini söyleyebiliriz fakat  günümüzde sürekli eğitimin ve kişisel gelişimin zorunluluk haline gelmesi insanların saplantılı ve tek yönlü bir bakış sergilemesine yol açmıştır. İnsanların hayat mücadelesi, özel hayatları, beklentileri, kaygıları eğitimi zorunlu hissetmelerine, açısı dar bir alanda sürekli ve gerekli hissettikleri bilgiyi almak  gibi bir çıkmaza sürüklemiştir. Bu durum insanı tatmin olmayan, kendini gerçekleştirmeyi bilmeyen ve büyük hayallerin önüne ket vurulan bir toplum olma yolunda bizi karanlık bir alanda çerçevesini belirlemiş, yapabileceklerini göremeyen  ve kendi yolunda bulunan dünyasındaki hayallerini hiçe sayıp tek bir noktaya odaklanan bireyler yetiştirmemize yol açmıştır.

Eski zamanlarda küresel güneydeki mülksüz tarım mültecilerinin istihdam edildikçe iş kurma umudu, pek çok insan için umut olarak kaldığı gibi, günümüzde de istihdam arttıkça asıl yapmak istediklerimiz işte böyle umut olarak kalacak. 

Yanlış anlaşılsın istemem! Belki de bulunduğumuz çağ bunu zorunlu kılıyor biliyorum ama o ümitlerimizi savurmayalım istiyorum. Her zaman kolayı seçmeden bazen risk almayı tercih etmeliyiz  diyorum.

Rekabeti bırakmadan…

Size tavsiyem ise şöyle:

  1. Rakibimizin bizden daha iyi silahlanmış olabileceği kaygısı bizi işe yaramazlığın zirvesine çıkaracaktır zaten yarışmadan pes etmek olmasın hayatımızda.
  2. Teknoloji hayatın bir parçası ve bizim hayatımızı kolaylaştıran bir unsur. Bizi vasıfsızlaştırdığını düşünmeyelim artık. Evet şu bir gerçek ki bu aletler insana ihtiyacı azaltıyor fakat asıl bilgi bizde; sadece işleyen onlar ve kaynak insan olduğu sürece işe yaramaz olanlar asıl onlar!
  3. Son olarak günümüzde beceri, kişinin yapmayı öğrenmiş olduğu şeyi yapmasından çok, yeni bir şeyler yapabilme yeteneğidir. Yerleşik bir gerçekliği terketmeyi ne kadar iyi başarabiliyorsak, o kadar topluma ayak uyduruyoruz. Bu durum tecrübeli kişilerin işe yaramaz hissetmesine yol açabiliyor fakat yukarıda değindiğimiz gibi yeni olan herşey bir gün eski oluyor. Bu yadsınamaz bir gerçek ve onlara çok yoğun anlamlar yüklemeden kendi aklımızla yolumuza bakmalıyız. Şunu da unutmamalıyız ki, sürekli değişen ve gelişen dünyada her şey gelip geçicidir fakat insan aklı her şeyin üstündedir . Böyle düşündüğümüzde işe yaramaz vasfına sahip olmayan tek varlık insandır aslında.

 

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Latest from Nur

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
YUKARI GİT