Saat 14:08. Gerçekten beynimle savaşa girdiğim bir dönemdeyim ve bu beni oldukça yıpratıyor. Bazen gözlerimi bile açamıyorum düşünmekten. Bilirsiniz, ne kadar hızlı koşsanız da asla kaçamayacağınız bir şeydir bu; düşünmek. Bu nedenle parçaları birleştiremiyor ve dile dökme aşamasına geçemiyorum. Mozaik birleşsin istiyorum artık ama hayatımda bazı durumlar yerine oturmadıkça tamamlanmayacağını da biliyorum. Bu yüzden benim yerime tamamlamış olan şairler ve yazarlardan yararlanacağım ve bugün size çok sevdiğim bir kitabı önereceğim. Kendisinden http://www.rehargan.com/2018/04/02/siir-dosyasi/ şiir dosyası yazımda zaten bahsetmiştim. Böyle zamanlarda genelde sığındığım insanlardan biri olur: bir yazımda bahsetmiştim iç sesimin yazıya evrilişinden. O evrimin baş kahramanıdır benim için: Umay Umay. Alıntıları paylaşacağım kitabı Veda Busesi. (34 u 442) Zamanla diğer kitaplarını da yazacağım. Bu kitapta ilk okuduğumda altını çizdiğim cümleler var; defalarca okuduktan sonra tüm kitabı çizmiş olabiliyorsunuz çünkü. Bunlardan bazılarını paylaşacağım ve diyeceğim şu ki okuyun arkadaşlar! Gerçekten Umay’ı okuyun. Normalde kimse bilmesin isteriz ama ben birileri daha anlasın istiyorum bizi. Belki buraya yazdığım cümleler birini yakasından yakalar; bilemem. O zaman haydi!

“Ölünceye kadar seni seveceğimi sanmıştım baba
ama aşık oldum.” diyerek başlar yazmaya…

“Hiçbir şey çaresizlik değildir… Sabahları gazetedenn kestiğim fotoğrafının değiştiğini, artık bana gülümsediğini fark ediyorum. Ellerime günahlarından arındırılmış yeni bir suç ekliyorum… Dünyanın önünde çırılçıplak kalarak; dönüş yolu olmayan o yerde bütün düş uçurumlarını, uçmak korkularını, toprağın altında akan ırmağı ve beni gün ortasında vuran bu solgunluğu hatırlayarak; sana ilk mektubumu yazıyorum…” (s.9)

“Nasıl bir adalet bekliyorum, bana yollayacağın, söyleyeceğin sözcüklerden… Fısıldayabilir ya da bağırabilirsin… Şimdi gidersen kendimi koruyamam gibi geliyor. Tüm bunlar mavi ve sonsuz bir düş için ruhumu alıkoyuyor.Çünkü sadece kapını tıklatırım ve sana “gelen benim” derim.” (s.13)

“…sana ihtiyacım var; bütün yenildiğimi duyacağım sabahlar için . Üzülme! Uyurum ve her şey geçer.” (s.15)

“Çok küçüktüm ve büyüklerden daha net anlıyordum neden kalplerinin sol yanlarına kurşun sıktıklarını.” (s.15)

“Sana beni al diye yazıyorum. Koru, öp ve sarıldığında kollarının titrediğini gizleme diye. Yoksa tren istasyonlarına mı dönmeliyim; sokak ortasında kaskatı kesilip, sen duymuyorsun diye yenik bir zafer çığlığı mı atmalıyım…” (s.30)

“Sevdiğim şarkılar çalıyor ve her an ağlayabilirmişsin gibi geliyor bana. Orada keşke deniz olsaydı diyorum.” (s.32)

“Ellerime bak!… Eskisi gibi tutamıyorum gitarımı. İki tel arasında sıkışmış bir sözcük bulana dek debeleniyorum. Sen bir ceza gibi bir şeylerden mahrum ettin ellerimi. Şimdi bana geri vermelisin o küçük kırmızı balığı ve okaliptüslerin altında duyduğum şarkısını.” (s.34)

“Sakın arkana bakma, yaşam adaletli değil. Uzakta gülüyor gözyaşların, ama yeterince hızlı koşamıyorsun. Ve sanırım sen beni öpmeyi unuttun.” (s.66)

“Artık mektup yazmayacağım sevgilim. Aşkım değil, sana anlatacaklarım bitti.” (s.70)

“O bir dakikalık hükümdarlık için ne savaşlar kazandım ve ne yenilgiler gördüm.” (s.73)

“Benimle birlikte kucaklayabilir misin geceyi… Sadece beni sevdiğini söylememek için kendini sakınarak, ayaklarıma apansız düşeceğinden korkarak…” (s.76)

“…aşk her zaman ele vermiştir beni. Şimdi nasıl itiraf etmeli, beş gün beş gecedir gömleğine sarılıp uyuduğumu, yakasına yapıştığım bir rüyayı nasıl kendim yaptığımı… Yine susturmalıyım kalbimin kalabalığını…” (s.81)

“Saçlarınla oynayacağım, dudaklarımı çenene dayayacağım ve bana sarılacağın sessiz bir gece için “beklediğim tüm sabahlar sen ol” diye yalvaracağım. Kendimi yok ederken bir yalanı yaşattığımı bilerek, sonuna kadar. neye içimdeki kızgınlık… inan kölesi olabilirim gözlerime saldığın derinliğin.” (s.81)

“Bir gün beni sevmekten vazgeçersen, arzularını gözlerinin yalımlı çevresine atmaktan vazgeçersen; titreyen sesinle “ben sensiz ne yapacağım” dersen, çantamdaki trenin sesini duymaya çalış. İkimize ait olan bu sesleri içine al ve denize git!..” (s.85)

“bitti ama bitmedi…”

O kadar çok cümle vardı ki seçemedim bile ama hepsini buraya yazmak kitaba haksızlık olurdu. Sizi de etkilediyse ve içine çektiyse tüm bunlar; lütfen okuyun. Alıntıları okumak benim hep hoşuma gitmiştir. Üstelik birinin altını çizdiği cümleleri okumak da ayrı bir zevk olsa gerek. Şimdilik bu kadar! Haftaya görüşmek üzere. 🙂

SENİ SEVİYORUM KADIN!

Kitap: Veda Busesi
Yazar: Umay Umay
Yayın: Altıkırkbeş Basın Yayın

Tüm kitapları için: http://www.dr.com.tr/yazar/Umay%20Umay

Not: İmla ve yazım kurallarını kullanırken kitaba sadık kalınmıştır.

 

 

 

Tags : nihce
Nihce
Olmak istediğim yerlerden biri burası ve olmak istediğim kişilerden biri de Nihce! Siz burada beynimin içindeki ritmik seslerin yazıya evrilişine şahit olacaksınız. Venüs ile yaptığım anlaşma sonucunda Dünya'yı kelimelerle ele geçirmeye karar verdik. Herkese inat "kimse" olmak ve daha büyük bir adım atabilmek için. Unutmayın: kelimeler çoğalır, dağlar aşılır ve içimizdeki gezegenler elbet fethedilir.

Leave a Response

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.