HER ZAMANDA, HER YERDE, HER ŞEY OLMAK İÇİN…

by

“Hayal gücünü geliştirmede yazmak mı, okumak mı daha önemlidir? 

Bu soruya hiç düşünmeden, hem de açık ara “Okumak.” diye cevap verebilirim. Ancak biraz düşününce ve yazan da bir birey olarak ikisinin de birbirinden ayrılmaz birer parça olduğunu görüyorum.

Hayal gücü dediğimiz şey engin bir okyanus ya da gökyüzü. Ne derseniz deyin adına, neye benzetirseniz benzetin. Hem ne demiş ünlü fizikçi Einstein: “Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür. Hayal gücü ise her yere.” Peki hayal gücümüzün bizi her yere götürmesini nasıl sağlarız? İzleyerek, dinleyerek ve okuyarak. Bizler minicikken başlar hayal gücümüz canlanmaya. Anne-babamızı, çevremizi izleyerek, çizgifilm seyrederek gördüklerimizi oyunlarımıza yansıtırız. Halılarımızın kenarındaki  desenler arabalarımız için yol, ortası da köy, kasaba olur. Oyuncak bebeklerimiz bizim gibi minik bir bebek, biz de anne oluruz. Elimize aldığımız flüt ya da saç fırçası ile milyonların önünde şarkı söyleyen ünlü bir şarkıcı… Kimi zaman da masallarda bize anlatılan prensese dönüşüverir Barbie’lerimiz. Zaman içerisinde hayallerimiz o kadar çağ atlar ki prensese dönüşen biz oluruz. Çünkü okuduklarımızla, öğrendiklerimizle bizim gibi hayallerimiz de büyür.

Daha önce ‘Okumak Üzerine‘ yazdığım bir yazıda şu cümleleri kurmuştum: “…bir vampir olmuşken, bir bakıyorsunuz ki eşsiz bir hastalıkla mücadele ediyorsunuz. Sonra gezegenler arasında seyahat eden bir yolcu, o ada senin bu ada benim bir korsan… Geçmişte ve gelecekte… Daha ne ister ki insan? Her zamanda, her yerde, her şeysin.” Evet, her zamanda, her yerde, her şeysin. Bunlar bizim için hayal eden kişilerin, bizim için yazdıkları kitaplardan. Bizi de o hayallerinin içine öyle bir çekiyorlar ki, birden bire kendini yarattığın başka bir dünyada buluveriyorsun. Kesinlikle bu mümkün. İşte bu aşamada hayal gücün yazıya bulaşıyor. Sen de düşünüyorsun, sen de yaratıyorsun. Başka okurları kendi hayal dünyana çağırıyorsun. Ve başkaları, başkaları, başkaları… Çok sevdiğimiz bu kısır döngü böylece sürüp gidiyor.

Şimdiyse bu soruya hiç düşünmeden, hem de kesinlikle “Okumak ve yazmak hayal gücü üretirken asla ayrılamaz.” diye cevap verebilirim.

 

Ankara doğumluyum. Bir anne, bir eş, özel bir kurumun da halkla ilişkiler sorumlusuyum. Okuduğunuz blogun da özgür ruhuyum (Serazad). 24 saatin bana yetmediğini, bir icat üzerinde çalışacaksam bunun kesinlikle zamanla ilgili olacağını düşünürüm. Evet sık sık da düşünürüm. Hayatı, evreni, Tanrı'yı, aklımın sınırlarını zorlayan derin meseleleri... 3.üniversite olarak Türk Dili ve Edebiyatı okuyorum.

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.

*