SOSYOLOJİK BİR GERÇEK

by

Bu hafta “biraz sosyoloji” yapmak niyetiyle farklı bir konuyu ele almak istedim. Sosyoloji okumayı özlemek, uzun süredir ısrarlı bir şekilde zihnimi turlayan ve bir türlü zihnimden atamadığım “işe yaramazlık kabusu ve yetenek” cümlesi yazımın kaynağı oldu. Özel bir kurumda çalıştığım için şu sıralar aklıma gelmesi olasıydı tabi 🙂

“İşe yaramazlık kabusu ve yetenek!”

Bu cümlenin zihnimde çağrışmasına yol açan, üniversite yıllarında okumuş olduğum “Yeni Kapitalizm Kültürü” kitabıydı. Richard Sennett’in Yale Üniversitesi’nde vermiş olduğu konferansların derlenmesiyle  oluşmuş bir kitap. Amacım kitabı bütün olarak incelemek değil günümüz iş hayatında, yaşadığımız rutin işlere ve plansız işleyen emir komuta zincirine bilimsel bir bakış açısı sunmaktır. “Kurumsal Mimari” ve ” İşe Yaramazlık Kabusu ve Yetenek” başlıklarını iki ayrı yazıda ele alacağım.

Açıkçası üniversite yıllarında sadece ders kapsamında okuduğum ve çok da üzerine düşünmediğim bir kitaptı. (Çok sevdiğim söylenemezdi ekonomi sosyolojisi dersini.) Fakat şu sıralar “işe yaramazlık kabusu ve yetenek” cümlesinin zihnimde gezinmesi ve kitaplığımdan kitabı bulmam yazımın başlangıcı oldu. Ve anladım ki şu an yaşanmışlıklarım  ve içinde olduğum durum kitabı bana cazip kılmıştı. Kitabı karıştırırken üniversite yıllarımda önüne yıldız koymuş olduğum “Kurumsal Mimari” başlığı gözüme ilişti.

Etkileyici bir paragrafla başlıyordu başlık.

Kurumların yeni sayfası boş bir sayfa değildir. Yeni kurumsal mimariyi piramit gibi değil de eşsiz bir modern makineyle kıyaslamak bu sayfa üzerinde neler yazdığı konusunda düşünmemizi kolaylaştırır. Bu yapı bir MP3 gibi işler. MP3 makinesi repertuarında yalnızca birkaç parça çalmaya programlanabilir. Keza esnek şirketlerde, herhangi belli bir zamanda pek çok olası işlevinden yalnız birkaçını seçip yerine getirebilir. Esnek bir kurumda görevin sırası istendiğinde değiştirilebilir. “

Bu cümleleri gördüğümde içinde bulunduğum duruma bilimsel bir bakış açısı sunduğunu düşündüm. Modern toplumlarda kurumsallaşmanın dışında kalmış yerlerde işleyiş tam da böyle. Günümüzde sabit bir işlevi olmayan “görev yönetimli emek” dediğimiz bir hayatın içindeyiz. Kurumlar üç yapıtaşından ibaret. Geçicileştirme, katmansızlaştırma  ve doğrusal olmayan sıralama. Bu üç kavram içinde bulunduğumuz durumu özetler nitelikte. Tek bir cümleyle ifade etmek gerekirse: “Acil ve ufak görevler odak noktası.” Peki ya teoride öğrendiğiniz ve yapılması gerekli olduğunu düşündüklerimiz.

İşte bu cümleyle gerçeklerle yüzleşiyorum.

Emir komuta zincirinde hayatını idame ettirirsin, vazifeni yaparsın, yapman gerekenleri yapamadığın için stres yaşarsın. Sonuç olarak ya görmezden gelinir ya da ödüllendirilirsin ki objektif bakabilen bir yöneticiye sahipsen şanslısın.

Ve düşünüyorum. Kurumsal bir yerde görev almak  mı? Geleneksel (esnek) bir çalışma ortamı mı? Fazlasıyla çelişik ifadeler beliriyor zihnimde. Kurumsallaşmanın insan hazzını yitirdiğini düşünürken esnek bir yapıya sahip olan yerlerin de acil ve ufak görevlerden ibaret olduğunu söyleyerek “İşe yaramazlık kabusu ve yetenek” başlığını başka bir yazı konusu olarak bırakıyorum.

,

Tags:

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.

*

Latest from Nur

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.
YUKARI GİT