GELİNCİK TARLASINDA KADIN OLMAK

by

Düşlerinde görüyordu karanlığı, uyanıkken olduğu gibi. Her gece sıçrayarak uyanıyordu dar ve sert yatağından. Derin ve sık nefesler alarak bir süre gözleri kapalı, öylece kımıldamadan kaldı yattığı yerde Elif. Korkmuyordu artık kabuslarından; 2 yıldır aynıydı düşleri. Yine de yaşlar süzüldü yeşil gözlerinden solgun ve çökmüş yanaklarına.

Ağır ağır kalktı yataktan ve saate baktı. Gece 1.21. Rengi yıkanmaktan solmuş sürahiden bir bardak su doldurdu. Artık daha iyi hissediyordu kendini. “Bir sigara olsaydı şimdi.” dedi ama hiç sigara içmemişti ömrü hayatında. Arkadaşları söylemişti de ondan çekmişti canı. “Dertlenince, efkar basınca, bir off çekesin gelince iyi gidiyor valla.” demişlerdi.

Biliyordu ki bu saatten sonra yine uyku tutmayacak, düşünecekti sabaha kadar. İçini kaplayan acı her seferinde nefrete dönüşüyor ama asla pişmanlık duymuyordu yaptıklarından. Kafasının içinde sürekli ona geçmişini anlatan kendi sesini dinliyordu. Yorgundu Elif. “8 yıl önce başladı her şey, hatırla.” diyordu kafasındaki boğuk ses.

“Yoksul ve 4 çocuklu bir ailenin üçüncüsüydüm. Bir kız kardeşim ve 2 abim var. Hepi topu 5 tane de koyunumuz var; ikisi hasta. Başka da gelirimiz yok. Çoğu insan bunu anlayamaz belki ama babamın hep bu yüzden sinirli olduğunu düşünmüşümdür. Sürekli ve olur olmaz her sebepten annemi ve beni döverdi. Koyun yavrulamaz annemi döver, kardeşim ağlar beni döver. İlk fırsatta evi terketmeyi dilerdim her seferinde.

Bir gün o ilk fırsat ayağıma kadar geldi, hem de babamla. Komşu köyden zengin bir adam geldi evimize. Babamı çiftliğinde çalıştıracak, ona 20 tane de koyun verecekmiş. Karşılığında da beni istemiş oğluna. Oğlu Necmi, Ankara’da üniversitede okuyormuş. Hemen “Olur.” dedi babam. Doğrusu evden ve babamın dayaklarından kurtulacağım için ben de annem de itiraz etmedik. Hem Necmi eğitimliydi de üstelik.

Yaklaşık 1 ay sonra Necmi, okulu bitirip köye döndü. Beni istemeye geldikleri zaman gördüm onu ilk kez. Hep aklımda, onun gibi okumuş, büyük şehir görmüş birinin beni nasıl isteyip, beğeneceği vardı ama öyle olmadı. Çok efendiydi ve çok anlayışlı görünüyordu. Söz, nişan, Necmi’nin işleri, ev derken 6 ay sonra evlenip ilçeye yerleştik. 1 yada 2 kere hastane için ilçeye gelmiştim ama artık burada yaşayacaktım. Çok ama çok mutlu olduğumu itiraf etmeliyim.

Fakat bu rüya çok kısa sürdü. 2 yıl sonra Necmi üniversite arkadaşlarıyla buluşmak için Ankara’ya gitti 4 günlüğüne. Döner dönmez bana hakaret etmeye başladı. Benden utanıyor ve beni küçümsüyordu. Evet onun kadar eğitimli değildim ama ortaokulu bitirmiştim sonuçta. Eğitebilirdim kendimi, inanıyordum buna. O bana hakaret ettikçe cevap veremedim. Küçüldüm, kayboldum sanki. Ama arkadaşlarından etkilendiğini ve zamanla düzeleceğini düşündüm. Yanılmışım, asla düzelmedi!

Telefonda arkadaşlarıyla sanki ben hiç yokmuşum, Necmi hiç evlenmemiş gibi konuşuyor; eskaza beni sordularsa beni aşağılayarak cevaplar veriyor; “Zaten gebe de kalamıyor, bir işe yaramaz.”diyordu. Doktora da gitmiştim ama bir şey yoktu. “Sadece stres.” demişti doktor. “Sakin ve huzurlu bir hayat sürmeye çalış.” İş yemeklerine yalnız gidiyor ve gece geç saatlerde eve geliyordu. Çok içtiğini farkettim üstelik son zamanlarda. Eve içkili geldiği zaman benimle sadece cinsel ihtiyacını gideriyor ve hırpalıyordu beni.

Bir gece, yine eve içkili gelmişti. Necmi eve girer girmez yanına gittim ve ona yardım etmek istedim. Yardıma ihtiyacı olmadığını bağırdı ve itti beni. Yere düştüm; önce güldü fakat sonra tekmelemeye başladı beni. Dengesini kaybedip üstüme düştü. Yalpalayarak kalktı, üstüme oturdu ve yumruğunu yüzüme savurdu. Bir daha, bir daha ve bir daha… Sadece “Yapma Necmi!” diyebildim. Hepsi bu!

Bu şekilde 4 sene daha geçirdim. Ailemin evine gittim, olmadı; üstüne abilerim ve babamdan dayak yedim. Kaynanam ve kayınbabam bana inanmadı ve beni suçladı. Haksız da değiller sanırım. Sonuçta onlara bir torun veremedim. Bana destek olan sadece kardeşim ve annem vardı. Annem de hayatının en güzel zamanlarında şiddet görmüş ama yılmamıştı sırf çocukları için. Kadın olmak buydu galiba. Asla yılmamak, zayıf düşmemek, ne kadar acı çekersen çek pes etmemek.

Bir Mayıs günü annemler bizi pikniğe çağırdılar. Abilerim, yengelerim, çocuklar, kız kardeşim Selvi… Bizim için belki de 1 gün bile olsa farklı ve eğlenceli bir gün olacaktı. Sofralar kuruldu, mangal hazırlandı, arkamızdaki gelincik tarlasının manzarası ve radyoda çalan oyun havaları ile herkes coştu. Abilerim sofraya rakı çıkarınca erkekler iyice havaya girdiler.

Yemekler yenildi, çaylar konuldu. Bir yanda çocuklar ip atlayıp, top oynarken, Selvi eve götürmek için gelincik toplamaya gitti. “Çok topla da ben de götüreyim eve.” diyerek seslendim arkasından. Necmi çok içmişti yine. Yeğenlerim ile papatya toplamak için ayağa kalktığım sırada, Necmi’nin de kalktığını gördüm. “Tuvalete…” diye işaret etti bana. Gülümsedim ve papatyalara geri döndüm. Papatyalardan taç yaparken zamanın nasıl geçtiğini farketmemişim. Necmi de Selvi de henüz dönmemişlerdi. Herkes ortalığı toparlarken ben de Selvi’ye haber vermek için gelincik tarlasına gittim. Her yer kırmızıydı ve Selvi ortalıkta görünmüyordu. Tarlanın ortasında bir kıpırtı farkettim ve hızlı adımlarla oraya ilerledim. Necmi de ordaydı!

O an gördüklerim aklımdan hiç çıkmıyor. Sadece Selvi’nin gelincik toplamak için aldığı makas ve ben vardım sahnede. Sonrasında ise Necmi…

Gelincik Tarlasında Kadın Olmak böyle bir şeydi… ”

Elif düşüncelere dalmışken bir ses geldi dışarıdan. “Görüş saati başladı. Adını okuyacaklarım salona çıksın.” dedi gardiyan Selma. Gözleri odasındaki küçük ve parmaklık dizili pencereden dışarı kaydı. Nasıl olsa kimse gelmeyecekti onu görmek için.

Sadece boşluğa baktı ve…

“Bir sigara olsaydı keşke.”

Eşinden yada ailesinden veya patronundan
fiziksel yada ruhsal şiddet gören tüm kadınlara ithafen...

Ankara doğumluyum. Bir anne, bir eş, özel bir kurumun da halkla ilişkiler sorumlusuyum. Okuduğunuz blogun da özgür ruhuyum (Serazad). 24 saatin bana yetmediğini, bir icat üzerinde çalışacaksam bunun kesinlikle zamanla ilgili olacağını düşünürüm. Evet sık sık da düşünürüm. Hayatı, evreni, Tanrı'yı, aklımın sınırlarını zorlayan derin meseleleri... 3.üniversite olarak Türk Dili ve Edebiyatı okuyorum.

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.

*