MUTLULUK KAPINI ÇALDI AÇABİLİR MİSİN?

by

Dünyadaki her şeyin temel amacı, odak noktası ‘insan’dır. İnsanoğlunun var oluşu ruh ile bedendir. İnsanı insan yapan vücut fonksiyonları organlar dışında, ruh ile beden arasındaki bağlantılarla olan duygulardır. Birçok duygudan bahsedilebilir; korku, haz, mutluluk, inanç gibi. Mutluluktan bahsetmek gerekirse her insanın koşulsuz şartsız istediği bir duygu diyebiliriz. Bazı olaylarda direk mutluluk yaşarken bazı olaylarda dolaylı bir şekilde yaşanır. Sadece olumlu duygulara ulaşmayı hedefleyenler karşılaşacağı olumsuz duygularda kaçmayı tercih eder. İnsan kendisini nasıl programladıysa ona göre bir yol izler. Tabi bazı bireyler doğuştan ya mutluluğa ya da mutsuzluğa daha eğilimlidir. Mutluluk herhangi bir koşula şarta bağlanmadan aslında insanın içinde, zihninde başlar.  Aslında her bir duygu insanın düşünme şeklinden kaynaklanır. Nasıl düşünürsek ona göre yol belirleyip harekete geçeriz. Yaşamı boyunca insanoğlu kendini keşfetme arzusuyla yaşar. Yaşanan iyi, kötü, olumlu, olumsuz her ne varsa insanın kendi hayatında yaşamaması kaçınılmazdır. Yapmamız gereken bunların hepsinin bilincinde olup yaşanan olumlu duygulara şükretmek, olumsuz duyguları ise affetmektir. Mutluluk ise insanın kendi bakış açısından kaynaklanır.

Duyguların yaşı ve sınırı yoktur her birey bunları tatmaya mecburdur. Araştırmalara göre kadınlar ve gençler, erkek ve yaşlılara göre mutluluğu ve acıyı en doruk noktada yaşar ve bunun sebebi olarak da hormonlar gösterilir. Bireyin çocukluk döneminde, ailesinde ve toplumda yaşadığı olumlu ya da olumsuz duygulardan her ne varsa yetişkinlikte de yaşayabilmektedir.

Bazı duyguları sonradan bilinçaltına programlayabilmek mümkündür. Bunları yaşarken de insanlar iç huzuru arar. Mutluluğun amacı bazı şeylerin farkında olmak, sevmek ve sevilmek, inandığın değerlere yaptığın ibadet, yaşama tüm gerçekleriyle bakıp pozitif düşünmek, aidiyeti, üretkenliği ve güveni sağlayabilmektir. Mutluluğu bir alışkanlık haline getirmenin birçok yolu var elbette. En masum haliyle sadece gülümseyin. Yaşadığınız olumsuz duygular da olmuş olabilir hatta bunu sadece siz biliyorsunuzdur. Sosyal hayatta bulunduğunuzda en önemli şey gülümsemektir. “Kendi dertlerim varken başkalarını mı da düşüneceğim?” diyorsanız yanılıyorsunuz; aslında bu kendinize yapmış olduğunuz bir iyiliktir. Bilinçaltınız  “Eğer gülümsüyorsam, o halde ben iyiyim.” mesajı verecektir. Böylelikle yaşadığınız olumsuz olaylarla ya da duygularla baş etmek daha kolay olacaktır.

Her bireyin şu hayatta kendisine verilen ömür ile bir kere yaşayacağı kaçınılmaz bir gerçektir.  Ne dünün ne bugünün ne de yaşadığın anın bir daha tekrarı olmayacak. İnsan her geçen zamanını, bu anın tekrarı olmayacak bilinci ile en güzel şekilde geçirmeli. Hayat bazen insana birkaç yol sunar. Verilen kararın titizlikle incelenmiş olmasına dikkat edilmelidir mesela. Bazen ani verilen kararlar istenmeyen sonuçlar doğurabilir, “Acaba diğer yolu izleseydim daha mı iyi olur?” dedirtebilir. Hayat bize birkaç yaşama şansı verseydi şüphesiz her şeyi tatmak isterdik ve doyumsuz, arzuları bitmeyen, kararlarında sabit olmayan bir topluluk oluşabilirdi böylece. Yaşanılan hiçbir duygunun anlamı kalmazdı ne mutluluğun ne de sevginin.

Mutluluk, pozitif bir duygudur. İnsanların karşılıklı verebileceği enerji biçimidir. Sevme hormonlarını tetikler mutluluk. Dünyaya, diğer insanlara daha sevecen bakış açısı ile yaklaşmaktır. Mutluluk aslında insanın içindedir. Hep oradaydı hep de orada kalacaktır, bunu fark etmekte etmemekte insanın kendi elinde. Mutluluk nesilden nesille çoğaltılabilir. Mutluluk bir gülümseme ile etrafa bile dağıtılabilir. Mutluluğun sağlımız ve sevgi üzerinde pozitif etkileri vardır. Akıl, mantık çerçevesinde sevilebilecek hale getirir, kalp ise bu sevgiyi sonsuz bir şekilde devam ettirebilir. Bu etkileşimin en önemlisi de bireylerin karşılıklı olarak aynı duyguları hissedip yaşayabilmesidir. Kısacası mutluluk hayattaki bakış açınıza göre şekillenir.

Elif GÜLTEKİN

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.

*