HİSSETTİĞİN DUYGUYU SEV!

by
   
 

 

 
Öyle bir kaosun içine doğar ki insan, doğduğu andan itibaren o kaosun bir parçasıdır 
artık. Doğarken bile tatlı bir telaşın içinde bulur kendini. Annesinden koparılırken bir “inga” sesiyle dünyaya açtığı o minik çığlığı annesinin kucağında küçük bir tebessüme dönüşür.
 
   Hayata geldiği andan itibaren iki farklı duyguyu tecrübe etmiştir bile. Yaşamış olduğu bu duygular zamanla çeşitlenir. Biraz büyüdüğünde o minik tebessüm kahkaha olur, “İnga” ise gözyaşı.
 
   Sadece bunlar değildir tabi.
 
   Yaşamın farkına vardıkça anne babasını öğrenir ilk olarak. Bağlanmayı bilir. Okula başladığında ise ayrılmayı tatmıştır. Ürkektir, çünkü dış dünyadan korkar ne gerek vardır okula başlamaya. Anne babasından ayrılmak korkutur onu. Hayat işte bazı şeyler zorunludur 🙂
 
    Evet bundan sonra öğrendiklerinden çok daha fazlası vardır. Arkadaşlığı, rekabeti, sevgiyi, mutluluğu, endişeyi, üzüntüyü, kaybetmeyi, sorumluluğu kısacası hayatı.
 
       Kendini ifade etmeyi öğrenir. İfade edemediği zamanlarda kızmayı öğrenir.
Kızdığı zamanlarda sinirlenmeyi öğrenir. Sinirlendiğinde susmayı 🙂
 
        Zorlaşmıştır hayat onun için. Mücadeleci olmayı öğrenir.
 
    En çok da insanlarla mücadele etmeyi öğrenir elbet.
 
İşte burada hayatın kendisini öğrenir aslında. Mücadele etmek zorundadır insan. Çünkü doğanın kanunudur bu. 
         
      Çetrefilli bir hayatın içinde kaybolan kişi insanları öğrenir böylece.
 Konuşur konuşur… Sürekli çevresindeki insanları konuşur. Peki çözebilir mi?
      
O zaman ne anlamı vardır konuşmaların?
 Çok anlamı vardır aslında. İnsan kendini anlatır. Konuşmayı sever insan. Anlatamasa da konuşur hep. İçini dökmek denir ya rahatlar insan.
    
       Hata yapmayı öğrenir insan. Hata yaptığı zamanlarda pişmanlık duymayı… “KEŞKE” demeyi. Fakat yaşadığı anda yaptığı hatanın farkında olmayan insan için keşkelerde anlamsızdır.
.
.
.
.
 
     Ne çok şey öğrenir insan.
 
    O halde artısıyla eksisiyle herşey tecrübedir insan için. Bu duygular hep vardır insan yaşamında ve var olacaktır kaçmak imkansızdır.
    
     Tam da şimdi sadece gökyüzüne bakalım ve varlığımızı düşünerek hayatın tüm güzel enerjisini içimize çekelim ne dersiniz?
   
     Hep var olan duygularımızın pişmanlığını değil heyecanını yaşamak temennisiyle…
 
    

 

 

 

  

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*