KALBİNE DÖN!

by
 
Tek başıma bir bankta oturmuş bekliyordum. Neyi? Hayatımın gerçeğini…

Kalbimi uykusundan uyandırmış bekliyordum çünkü ulaşabileceğim kadar yakın bir mesafede değildi. Bundan emindim. Ne zaman geleceğini ve beni nasıl hissettireceğini de bilmiyordum üstelik. Savaşmadan, çaba harcamadan, sadece varoluşumu kullanarak; sadece ve sadece, bekliyordum.

Dünyanın en ağır yükünü taşıyordum. Bir yerde okumuştum çünkü “dünyanın en ağır yüküdür seni sevmeyen birini yüreğinde taşımak” diyordu. O anda birine, bir yere, bir şeye sığınmak istiyordum; çok fazla. Kötü tarafı da hiçbir sığınakta kendimi güvende hissetmiyordum, senden başka. Sen de bir sığınaktın sevgilim. Kelime anlamlarını bırakalım. Sen benim kalbimin, ellerimin, benliğimin…sığınağıydın. Yazmak da  bir mücadele aracıydı benim için, içimin mağarasında yüzyıllar sonra keşfedilmiş anlamsız şekiller, o sendin: içimdeki devrimin gizli kahramanı.

Belki de hayatımın gerçeği diye beklediğim şey büsbütün yalandır diye düşündüm. Birden  sana karşı olan öfkem nüksetti. Her gün bakmak zorunda kaldığım o boş duvar her gece üstüme geliyordu çünkü. Çünkü bu yüzden ucu bucağı olmayan gökyüzüne sığınıyordum, her gece. Üstelik senin yüzünden hiçbir yere sığamıyordum, kendime bile. Saat kaç geçerse geçsin, geçmiyordu. Geri dönmem gereken bir şey vardı. Oysa burda hiçbir yokuş sana çıkmıyordu. Bir ses yükseldi. Duydum. Gök gürültüsü ardından gözyaşıma yağmur karıştı. İçime yağıyordu. İhtiyacım olan tek şey buydu aslında. Duydum. “KALBİNE  DÖN” 

Uyandım. Hızla yataktan kalktım. Saat gece bilmem kaç. İnsanlığın içinde bir şey var dedim, benim içimde sen. Pencereyi açtım hava almak için, atlayasım geldi öyle bir şey.  Koskoca apartmanda tek başımayım. Herkes bir yerlerde misafirdir aslında dedim. Sen; benim kalbimin daimi müşterisi, bense yol üstünde geçerken uğranılan akraba eviydim. Düşündüm o an, seni sevmek için bir gerçeğe ihtiyacım yoktu. Gerçek buydu. Nefes alışın bile başlıbaşına bir sebepti sevmek için. Biz o banktan kalkalı çok oldu, biliyorum. Elimi kalbine koyamıyorum artık o günkü gibi, biliyorum. Zaten sen de açmıyorsun o kapıları bana tek tek. “Artık güzel şeyler yaz” demiştin. Yazamıyorum. Dokunduğun her şey güzelleşiyor sevgilim, ellerimi tut. Bir dahaki sefer güzel şeyler yazalım…

Öptüm kalbinizin halkalarından.


















Olmak istediğim yerlerden biri burası ve olmak istediğim kişilerden biri de Nihce! Siz burada beynimin içindeki ritmik seslerin yazıya evrilişine şahit olacaksınız. Venüs ile yaptığım anlaşma sonucunda Dünya'yı kelimelerle ele geçirmeye karar verdik. Herkese inat "kimse" olmak ve daha büyük bir adım atabilmek için. Unutmayın: kelimeler çoğalır, dağlar aşılır ve içimizdeki gezegenler elbet fethedilir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*