NİHCE KİMDİR?

by

“BEN KİMİM?”

Hepimizin hayatının bir döneminde aklını kurcalayan, ertelemeye çalıştığı, cevabını bulamadığı ya da bulmaktan kaçtığı çok tehlikeli bir sorudur bu.
Şu an tam 7,5 milyon farklı cevabı olan bu soruya cevap vermek benim için bir vedadan daha zor. Her seferinde derin derin üstünde düşünürüm ve her seferinde “ben bu değilim” diye kendime inanmaktan vazgeçerim. O yüzden merak edenine “merak edilebilecek” sorular üzerinden bir şeylerden bahsedeceğim…
İsmen ve cismen neyim, neye benziyorum, evrensel güzellik anlayışına(!) uyuyor muyum bilemem. Zaten bu asra ayak uydurabilen biri de değilim. Ruhumdan bahsedecek olursam, buradan baktığımda oldukça karanlık ve göremeyeceğim kadar uzakta geliyor. Hayatımda yaptığım en renkli hareket “mor sevmek”! Hem de deli gibi. Eğer yazıları okumaya devam ederseniz, saça olan zaafımdan da bahsettiğimi göreceksiniz. Cehennemimin kedilerden olacağını düşünüyorum; kedilerden, kaybetmekten bile daha çok korkuyorum. Terazi burcu olduğum için hem bir gurur hem de büyük bir üzüntü duyuyorum, genelde tüm suçu venüsün üstüne atıyorum. Evrene dair çok çeşitli düşüncelerim var ve bazen gerçekten aklımı yitireceğim sorularla mücadele ediyorum. Hayata karşı bir mottom maalesef yok, oldukça değişkenimdir. Kendim hakkında emin olduğum tek bir kanıya rastlamıyorum. 22 yaşında bir iletişimciyim ancak kendiyle bile iletişim kuramayan biri olarak hayata dair tercihlerimi hala sorguluyorum. Okuduğum başka bölümler ve okumak istediğim başka bölümler de var, lakin eğitim sistemiyle çok iyi anlaşamıyorum. Gelecekteki en yakın hedefim 6 ay sonra gireceğim yüksek lisans sınavını kazanmak. Aslında gelecek hedefim de kendisiyle doğru orantıda hayatına dokunabildiğim insanlar yetiştirmek…

 

ben kimim?
bilmiyorum.
sen kimsin?
bilmiyorum.
biz kimiz?
bilmiyorum.
Ben, bilinmeyen sorular bütünüyüm.
Cevaplamaya çalıştığım sorularla, verdiğim yalan yanlış cevaplarla, kayboluşumla, var oluşumla, acılarımla, yazdıklarımla ve yazamadıklarımla herkese inat KİMSEYİM!
Ben. NİHCE.
Yani, kimse.
Burası da benim size açtığım bir dünya.
Biraz dengesiz, biraz karmaşık ve biraz ne olduğu belli olmayan; ama her şeyden “biraz” olan.

Ne kadar çirkin ve kötü olursa olsun, bu benim dünyam ve ona sahip çıkıyorum. Belki bir gün toplanıp çirkin ütopyalarımızı ziyarete gideriz.
Öptüm kalplerinizin halkalarından/18012018

 

Olmak istediğim yerlerden biri burası ve olmak istediğim kişilerden biri de Nihce! Siz burada beynimin içindeki ritmik seslerin yazıya evrilişine şahit olacaksınız. Venüs ile yaptığım anlaşma sonucunda Dünya'yı kelimelerle ele geçirmeye karar verdik. Herkese inat "kimse" olmak ve daha büyük bir adım atabilmek için. Unutmayın: kelimeler çoğalır, dağlar aşılır ve içimizdeki gezegenler elbet fethedilir.

6 Comments

  1. Peki sizce bilinen nedir sayın yazar? veya bilinenler gerçekten bilinenler mi ? Hayatımızda aslında bir çok şey bir bilmece, bir bilinmeyen. Varsayımları unutup hayatı yaşamak en tercih edilesi, bilinmeyenden ziyade yaşayarak keşfetmek en güzeli olmalı bence. Severek takip ediyorum yazılarınızı bekliyorum.

  2. Şu an içinde bulunduğumuz koşullarda bir şeyleri bilmek dahi bildiklerimizi gerçek kılmıyor maalesef. Bilinenler, kimin neyi bildiğine göre değişiyor. Bu yüzden belki de bilmemezlik en iyisidir. Sizin de dediğiniz gibi "yaşamak" bilmekten çok daha makbul ve yürüdüğün yolu anlamlı kılan tek etken. Bu güzel yorumunuz için çok teşekkür ediyorum. Sevgiyle… -nihce

    • İnsanın kendini anlatması da bana enteresan geliyor, dolayısıyla enteresan bir yazı çıktı ortaya. Size hak veriyorum lakin herkes tarafından anlaşılmamanın da iyi yanları vardır değil mi? Yorumunuz için teşekkür ederim! 🙂

    • Mesleki ırkçılık yapıp “iletişim okumak ayrıcalıktır” diyeceğim ama aramızda kalsın. 🙂 Buralarda ilk defa bir iletişimciyle tanıştığım için ayrıca mutlu oldum. Tecrübe için mutlaka kapınızı çalarım. Teşekkürler… 🙂

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.

*